Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Kebap Macerası

Blog kurucularımızdan Emre'nin İstanbul ziyareti ve Mehmet'in kardeşi Mahmut'un da bize katılmasıyla ortamdaki Hataylı sayısının artmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak soluğu İstanbul'un meşhur Hataylı bir kebapçısında aldık. Bünyeler lezzetli kebapla hasret giderirken, keyifli muhabbetle güzel bir akşam geçirdik.


Hatırla Sevgili

Yozlaştırılan değerler gittikçe artıyor. Bir dönemler gençlik lideri Deniz Gezmiş konusunda da böyle oluyor. Hatırla sevgili dizisindeki o kuşağı anlatan bölümler "kız"ların Deniz Gezmiş merakını uyandırmış. Kitapları çok satmaya başlamış. Popüleştirilen Che'den sonra, iyice popüleştirilen bir Deniz Gezmiş, bir dönem acılar yaşamış olan insanların başına gelebilecek en iyi "şey"dir sanırım.

Yıllardır, Deniz Gezmiş'i ve diğer gençlik liderlerini gerçek anlamıyla özümsemiş insanların, bu yeni yetme "devrimciler" başını oldukça ağırtacak gibi gözüküyor. Deniz gibi giyinen (ben bunları görmeye başladım 14 Mart eyleminde mesela) tek amacı "kız tavlamak" olan bu "devrimciler" var olan devrimci gençlik tarihi ve kültürüne en büyük darbeyi vuracaklar. Ben daha önce de görmüştüm, duymuştum; 1 Mayıs'a sadece kız veya sadece erkek bulmaya giden insanları, karşı cinsi meta olarak gören "devrimci", "solcu" kişilik(s…

Bunların benle ilgisi yok (?)

Okuduğum bir haberi paylaşmak istiyorum:
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&haberno=3958

Bu tür olayları okuyunca (hiç içinde bulunma ya da görme şansım olmadığı için ancak okuyabiliyorum) bizim yaşadığımız hayat sadece figüranlık gibi geliyor; yan sanayi, fason üretim yapan hayatlar. İnsanlar devletlerin sırları, kaderleri ile uğraşırken, ben etrafıma bakınca diziler, futbol ve hergün mecburiyetten gidilen işyerlerinden başka bir hayat yaşayan çok fazla insan göremiyorum. Tabi bunun yanında kolay para kazanmak için bir ömür çabalayanlarla dolu etraf.

Kendi adıma "ufkumun genişlemesi" gerektiğini düşünüyorum. Başka bir yerlerde farklı birşeyler yapanlar var, oysa ben sadece otlamakla yetiniyorum.

Özgür Yazılım ve Linux

Not : Aşağıdaki yazı İzmir EMO-GENÇ Bülteninde yayınlanan yazımdır.

Özgür Yazılım ve Linux
Özgür Yazılım
Yazılım endüstrisinin henüz donanıma bağlı olduğu dönemlerde, bilgisayar kullanıcılarının yazılımları üzerinde her türlü özgürlüğe sahip olmaları oldukça normal karşılanan bir durumdu. Yazılımların gittikçe karmaşıklaşması üretici firmaların yazılım üzerindeki yatırımlarını telif haklarıyla korumaya yöneltti. Yazılımlarını korumak için sadece çalıştırılabilir sürümü dağıtmak gibi teknik çözümler üretmeye başladılar. Bu şekilde kullanıcıların yazılım üzerindeki haklarını kısıtlamış oldular.
1983 yılında Richard Stallman, bilgisayar endüstrisindeki ve kullanıcılardaki kültür değişiminden rahatsız olduğu için GNU projesini başlattı. GNU işletim sistemi geliştirme Ocak 1984 yılında başlarken, Ekim 1985 yılında Özgür Yazılım Vakfı kuruldu. Richard Stallman bu vakfın kuruluşuyla birlikte, Özgür Yazılım tanımını [1] ve "Copyleft" kavramını, herkes için yazılım özgürlüğü görüşünü ort…

GNU/Linux kurma ve Disk Bölümleme

GNU/Linux kurarken en çok karşılaşılan sorulardan biri disk bölümlemesini nasıl yaparım sorusudur. Benim bu tip sorular karşısında yaptığım bölümleme yaparken bir uzmandan yardım alın cevabı oluyor. Bu cevap evet yeterince tatmin edici bir cevap değil ama yapabileceğim bir şey yok. Bu danışılan "uzman kişi" genellikle ben olduğum için bu sorunun kapsamı değişiyor, benim daha ayrıntılı cevap vermem gerekiyor.

Öncelikle kullanıcı olarak herkesin görevi, ne olur ne olmaz belli aralıklarla önemli verileri yedeklemektir. Bu yedekleme işlemini belli aralıklarla ve düzenli bir şekilde yapıyorsanız veri kaybına karşı korunuyorsunuzdur. Bu yedekleme işlemi için bir yedekleme aracı kullanabilirsiniz veya benim gibi bir dışsal sabit diske ve belli aralıklarla DVD'ye ilgili klasörleri, dosyaları aktararak yapabilirsiniz.

Yedekleme işini yapan biri olduğunuzu düşünerek ilk önerimi söylüyorum. Linux bölümleme ve kurma işlemine başlamadan önce yedeklerinizi alın.

Yedeklerimizi aldık, ş…

İzmir Şiir Buluşması

Konak Belediyesi ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği ve bu yıl dördüncüsü yapılacak olan İzmir Şiir Buluşması bu sene konusunu Latin Amerika şiirine ayırmış. 20-23 Mart tarihleri arasında söyleşiler, konserler, şiir okumaları, forumlar gibi bir dizi etkinliğin olduğu buluşmanın onur konuğu Gülten Akın. Böylesine kapsamlı ve zengin içerikli bir etkinliğin programı için şu bağlantıya bakabilirsiniz.
Bazen herkesin hayatı daha fazla sorguladığı zamanlar olur, ben de bunlardan birindeyim bu akşam galiba...Yıldızların dizilişi, dünyanın dönüşü veya dönmeyişi, baharın gelmesi, ufacık evrendeki bir toz tanesi olduğumuzun farkına varmalar, insan olmalar, olamayanlar ve fazlasıyla olmalar...
Bazen insan üzerindeki tüm kimlikleri bir elbise gibi kenara çıkarıp, takımı toplayıp, ter içinde kalana kadar suyu susamış gibi değil de kanana kadar içip sokaklarda top peşinde koşmak ister, aynı çocukken yaptığı gibi...
Hepsini gerçek dışı olan herşeyi bir kenara brakıp, vazgeçtiklerini, yutkunduklarını, sabrettiklerini, çabaladıklarını... canlarıyla,dostlarıyla, sevdikleriyle, yaşamak istediği yerde,memleketinde belkide gerçekten yaşamak istediği gibi yaşayabilseydi her insan ve bu ütopya olmasaydı her insan için...
Mesela bir yakınından kara haber almasaydı hiç bir zaman en azından....

İyi geceler herkese...

"Armutlu"

(Kaynak : http://www.fotokritik.com/737965 - Kemal Elitaş)

"Armutlu'nun karakolmuş okulları
Bahçesinde bir panzer yatarmış
Panzerin gölgesinde büyürmüş çocuklar
Panzer çocuğun topunu çalmış
Çocuk koşmuş topunu almaya
Panzer yürümüş çocuk yedi yaşında kalmış"

Antakya'da Armutlu'da oturuyordum, Elektrik mahallesiydi ama Armutlu derdik. 1980 öncesinden gelen sol bir ağırlığı vardı bu ismin. Büyüklerimizin anlattığı bir direniş tarihi. Elbette yaşımız (kardeşimle) küçük anlamıyoruz çoğu şeyi. Ama çevremiz bizi belli bir şekilde yetiştirmiş. Paylaşımcı, sevgi dolu, masum, terbiyeli ve akıllı ve de olabildiğince devrimci. Bir şarkı duyuyorsun dedenlerde otururken, anlamlandırmaya çalışıyorsun sözleri. Kaset nereden gelmiş bilmiyorsun, ama dayının, teyzenin devrimci arkadaşları var, onlar bırakmış olmalı. Vakti zamanında, 80 öncesinde onlar da elde silah nöbet tutmuşlar yaşları yettikçe. Anlatılır sana 80 öncesi devrimciler. Acilcilerden bahsedilir ama anlamazsın. Aklında can…

Google Calendar ve Evolution

GNU/Linux işletim sistemlerinde, GNOME için posta programı olarak Evolution kullanılıyor. Ben de webten erişimi kolay oluyor diye google tarafından sunulan calendar hizmetini ayrıca kullanmaya başladım. Yapmam gereken görev ve etkinlikleri tarih ve saat vererek rahatça planlayabiliyorum. Bu takvimi ayrıca okulda postalarımı takip ettiğim Evolution'a eklemek, sağ üstte bulunan küçük ve Evolution'a bağlı tarih-saat uygulamasında bu etkinliklerin gözükmesi açısından oldukça faydalı oluyor.

Bu işi yapmak oldukça kolay. Evolution kullanıyorsanız bu takvimi ekledikten sonra daha çok kullanacaksınız demek oluyor. Şimdilik bildiğim tek eksik yanı, bu takvimin sadece okumaya yönelik alması.

Bu işlemi yapmak için bir terminalden (gnome-terminal) aşağıdaki komutu girmelisiniz:

/usr/lib/evolution-webcal/evolution-webcal YOUR_PRIVATE_ICAL_URL

Buradaki YOUR_PRIVATE_ICAL_URL google calendar sayfasından alınıyor. Takvimleri Yönet (Manage Calendars) sayfasını açarak (takvim listesinin sağ altındad…

VOB...

Herkese iyi akşamlar hatta geceler belkide ( J)

Günlük’e giremedim bayağıdır...VOB’la ilgili yazdıklarıma eleştiri, yorum gelmesi sevindirdi beni açıkcası. Aslında çok haklı eleştiri ve yorumlar farkındayım.Belki farklı bir açıdan bakmanızı sağlayabilirsem ne mutlu bana...
Osman’ın maymun hikayesi çok güzelmiş, bunu söylemek isterim. Hikayedeki köylüler, maymun satın alıcısı (yada dolandırıcı diyelim) ve onun yardımcısı üzerine tek tek düşünülmesi gerekir belki de. Mağdur olan köylüler (aslında biraz kurnazlık da var) ve dolandırıcılar.
Emre kapsamlı bir değerlendirme yapmışsın, gerçekten çok sevindim; özellikle emek harcamadan kazanma bölümü dikkatimi çekti, bir de Thales bölümü. Aslında sadece kendi fikrimi belirtirsem; bana göre dünyadaki her meslekte emek harcamadan kazananlar veya emeğiyle doğru orantılı olarak kazanmayanlar var. Ancak; bence temelinde faydalı olması amacıyla kurulan, düzenlenen veya herneyse oluşturulan yada keşfedilen yararlı kurumlar, yöntemler, buluşlar üzerine …

Ege Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu

Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü uzun yıllardan beri eğitim vermekte olan bir yer. Bölümde yıllar önce (2001 yılı ) Ege Bilgisayar Topluluğu adında bir kulüp kurulmuş ve film gösterimleri gibi çeşitli etkinlikler düzenlenmiş(Sinan, Emre, Mehmet ve arkadaşlarının çabalarıyla ). Bu sene de Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu hazırlanan bir tüzük, hoca ve öğrencilerden alınan destek imzalarıyla kurulma aşamasında. Öğrenci, öğretim üyesi ve mezunların paylaşım, dayanışma ve iletişimini artırmayı hedefleyen kulüp ilk olarak Çiçekliköy'de bir piknik düzenledi. Öğrencilerin öylesine beklediği bir şeymiş ki bu pikniğe 190 kişi katıldı. Topluluk 17 Mart Pazartesi ikinci etkinliğini düzenliyor: Özgür Yazılım ve ubuntu'ya giriş. Bu konudaki bilgisini aktaracak kişi tanıdığınız biri: Tahir Emre KALAYCI



Umuyoruz ki bu etkinliğe de katılım ve destek yüksek olur. Bundan sonrası için de öğrencilerin kendilerini ifade edebildiği, bilgi ve birikimlerini paylaşabildi…

VOB Eleştirisi - 3

Bize sunulan hayatın temel taşı para. Para ise ekonomi ve finans kelimeleri ile ifade ettiğimiz, mevcut sistemin devamını sağlayan bu iki temel çarkın suyu.
Bu iki çark arada bir aksasa da sürekli dönüyor; üstelik her gün biraz daha güçlü her gün biraz daha ezici dönüyor. Son günlerde günlüğümüzdeki konular arasına finans girdi, dolayısıyla para girdi. İlk başta itici gelebilir, ama bu konunun günlüğe giriş nedeni yazarların yada okuyucuların parayı çok sevmesi değil; mevcut yapıyı çok beğenmesi de değil. Bu yapıyı öğrenmenin gerekliliği.

Ekonomistler, daha önce okuyup da üstüne çok düşünmediğimiz, varolan yapıyı koruyucu hatta geliştirici, sürekli çalışabilir sistemler kurmuşlar. Borsa da bunlardan biri. Bana kalırsa bize düşen, üretim ve emek temelli bu sistemlerin her adımını anlamak. Emre'nin dediği gibi gerekirse araştırıp öğrenmek ve göçertmek.

Yazılanlardan, eleştirilerden ve okuduğum birkaç şeyden kendimce birkaç çıkarsama yaptım:
-İnsan hayatı çalışırken satın alınıyor. Her i…

VOB Eleştirisi - 2

Borsadan, borsadan bahsedenlerden, "piyasa" kelimesini kullananlardan ve kar-zarar-maliyet-para muhabbeti yapanlardan oldum olası uzak durmaya çalışıyorum. Paraya karşı bir tiksinti taşıyorum, çünkü nerde para ve paradan söz eden varsa orda "insan" yok oluyor, çiçekler soluyor, ormanlar yanıyor, arasında annelerimizin babalarımızın büyüdüğü içinde portakal ağacı dolu bahçelerimiz bin katlı beton yığını gökdelenlere dönüşüyor. O gökdelenlerde birileri para hesabı yapıyor, internetten borsayı takip ediyor, ev alıyor, kat alıyor, yat alıyor...

Ben en çok neye şaşırıyorum biliyor musunuz? Lisede beraber aynı yağmurda ıslandığınız, üniversitede aynı yöntem ile beslendiğiniz ve aynı havayı soluduğunuz arkadaşlarınız, günün birinde karşınıza birer broker olarak çıkıyorlar. Oysa bir zamanlar para pul bilmeden, bağlamadan çıkan notalara büyük bir hayranlıkla bakardık, aynı türküyle hüzünlenirdik. Aşktan, karşılıksız sevgilerden bahsederdik. Ne olduda sanal para ekseninde ort…

Borsanın Çalışma Mantığı

Ozan ve Emre'nin yazıları üzerine, posta kutuma gelmiş bir yazıyı burada paylaşmak istedim:

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$dan maymun alacağını söylemiş.
Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar.
Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış.
Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş.
Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar.
Bir süre sonra da fiyatı 25$a çıkarmış. Ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış.
Bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş.
O yokken yardımcısı köylülere demiş ki;
Şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.
Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak büt…

VOB Eleştirisi

Günlükte ekonomi yazıları da yayınlanmaya başladı. Oldukça değişik bir duruma geldi bizim günlük dediğimiz kollektif oluşum. Artık her türlü konudan anlıyormuşuz gibi yazı yazmaya başladık :)

Bu yazının konusunu haftalardır yazmayı düşündüğüm ve başlıkta gördüğünüz konu oluşturacak. Öncelikle ekonomi ve benzeri konularda lisansın son senesinde aldığım Ekonomi dersi dışında pek bir bilgim olmadığını söylemeliyim. O derste de Devletçi ekonomik yapıyı görmüştük. Daha doğrusu bir kaç arkadaşla dersi anlatan hocanın sosyal demokrat olduğuna karar vermiştik :).

Neyse konuyu dağıtmadan asıl eleştiri noktama geleyim. Öncelikle devam etmesi mümkün olan bir yazı dizisi hakkında yapacağım bu eleştiriyi tamamen o dizide okuduklarım, hayat tecrübelerim ve genel yargılarım çerçevesinde yaptığımı bilmenizi isterim. Herhangi bir bilimsel gerçeğe dayandırma iddiasında da olamıyorum, uzman olanların değerlendirmesi gereken bir meseledir.

Öncelikle ekonomiden, terimlerinden, borsadan, çalışanlarından o kad…

Fotoritim

Çok başarılı olduğunu düşündüğüm ve her ay yayınlanan neredeyse her yazıyı (tabi yazıdan ziyade fotoğraflar demek lazım) okuduğum fotoritim elektronik fotoğraf dergisinin bağlantısını mutlaka ziyaret etmelisiniz. Benim özellikle belgeseller (belgesel fotoğrafçılık) hoşuma gidiyor. Çok başarılı bir şekilde fotoğraflarla hikayeler anlatılıyor. Ayrıca besleme (RSS) adresine üye olup yeni sayı çıktıkça RSS okuyucunuzda yazıları takip edebilirsiniz.

Buna benzer bir de fotografya sanal fotoğraf dergisi var. Onu henüz yeni buldum :) Ama incelemekte yarar var.

Belgesel fotoğrafçılık tanımı aradıkça yeni fotoğraf siteleri buluyorum :) Bu yazı bir türlü bitmeyecek sanırım. En son belgesel fotoğraf sitesini buldum. İncelemekte yarar var :D

Bağlantılar:

http://belgeselfotografya.blogspot.com/