Ana içeriğe atla

Sığacık - Teos çadır kampı

Sezonun son yüzme ve çadır eylemini bu haftasonu Seferihisar ilçesinin Sığacık beldesinde gerçekleştirdik ;). Hava durumu pek iç açıcı olmasa da, http://www.weather.com/ sitesi yine tam olarak yağmur, çamur oranını tutturdu.

Cumartesi günü sabahtan yola çıkamasak da, saat 13.30 gibi otogardaydık. Önce bayramda gitmek istediğim için Antakya biletlerini ayarlamaya çalıştık ama dört firmada da hiç yer yoktu. Sonra Seferihisar arabası bulmak için aranmaya başladık ki, Seferihisar'a otogardan araç kalkmadığını öğrendik. İşler yolunda gidemedi bir türlü.

Seferihisar'a gitmek istediğimizi duyan uyanık Gümüldür minibüslerinden biri(ki daha önce de benzer uyanıklığa sahip birtanesi bizi çileden çıkarmıştı, ama ders olmamış demek ki) ben sizi SeferiHisar arabasına bindiririm dedi ve 14 de İzmir otogarından Sığacığa gitmek üzere yola koyulduk. Aslında Gümüldür üzerinden gitmek yanlış oluyordu haritadan hatırladığım kadarıyla ama; yolu tam olarak bilmediğimiz, Üçkuyulara gitmek zor geldiği için ve Gümüldürdeki Denizatı kamp alanının açık olma ihtimali nedeniyle bindik bu minibüse. Yolu neredeyse iki kat uzatmıştık. Neyseki İzmirden, evimizden çok uzaklaşmamıştık.

Araçtaki yazlıkçı bir çift sayesinde en sonunda Seferihihar araçlarının olduğu, Ürkmez deki minibüs durağını da bulduk. Burada Cem Yılmaz benzeri, Karadenizli bir şöfor bizi karşıladı. Gerçekten iyi ve komik biriydi :). Seferihisar'a 24 km vardı daha.

Biz indik ve bu sefer de Sığacık'a araç beklemeye başladık. Araç bekleme ve minibüler çok acı çektirdi bize. Sonunda Teos orman kampı tabelasını gördük, ama o kadar. Son minibüste bizi gitmek istediğimiz yere uzak bir yerde bıraktı, 2 km kadar. İndiğimiz yerde pek de sevimli olmayan bir adam ve aynı sevimsizlikte bir çoçuğun işlettiği bir yemek yeri vardı. Biz şurayı arıyoruz, çadır kurulacak yer varmış burda dedik; adam istediğiniz yere kurun dedi. Dağ başında bir biz, bir onlar var. Görünürde deniz yok, biz çadır kuracakmışız. Yok birader biz sahibini, Özkan'ı aradık başka bir yer varmış burda deyince, o zaman daha yürüyeceksiniz siz dedi neyseki.

Yürü yürü, gelmez kamp alanı, Katrancı'yı anımsattı bize. En sonunda geldik. Bizden başka bir çadır daha vardı,ü o da numune olan :). Çadırımızı kurduk ve hooop denize. Sığacık'ta öyle hamam suyu gibi deniz olmaz diyordu yazılardan birtanesi; inanılmaz soğuktu su gerçekten. Yinede girdik, o kadar minibüs çilesi çekmişiz üstüne 2 km yol yürümüşüz, denize girmeyecek miydik?

Hava hemen karardı tabi, geç kalmıştık çünkü. Işık yok, Balıklıova'da da benzer birkaç saat geçirmiştim, karanlıkta da oltanın iğnesini elime saplamamayı öğrenmiştim orda :). Yaşayıp tecrübe kazanmak iyi oluyor gerçekten. Sığacık'ın havası daha sıcaktı ama. Üşümeden, sadece biraz korkarak uyuduk.


Sabah gerçekten mükemmeldi. Biraz yağmur çiselemiş, toprak nemli. Serin ve temiz bir hava. Güneş birkaç dakika saklanıp yine gösteriyordu kendini. Denizin dibi görünüyor, rüzgar karadan estiği için dalga oluşmuyordu. Kahvaltı ettik ve yine hooop denize. Su yine soğuk, olsun.


Bu koy gerçekten çok güzel ve temizmiş. Ama hafiften bir kirlilik başlamış, o da resmen bindiği dalı kesen işletmecinin, tuvalet çıkışını denize vermesinden kaynaklanıyor. Umarım bunu düzeltirler.

Eşyaları toplamak gerek. Bir buçuk saat alacak bir işti bu. Ona göre planlama yaptık, kahveler içildi(termosumuz 24 saat sıcak tutabiliyormuş suyu), atıştırdık ve tabiki yine denize. Çadırın ve eşyeların toplanması ile saat 16.30 olmuştu. Önümüzde 2 km lik yürünecek yol ve saatlerce beklenebilecek minibüler vardı. Ama birşeyler güzel gitmeye başladı ve biraz yürümüştük ki, yolda bizi kamyonetine alan Ege 74 yılı Mimarlık mezunu adam sayesinde Seferihisar garajina kadar gidebildik(tekrar teşekkürler). Burada da minibüsü hiç beklemedik :) ve tüm dönüş trafiğine rağmen 18. 30 da İzmir deydik. Evim evim güzel evim.


Yorumlar

Adsız dedi ki…
Merhaba,yazinizi şimdi okudum. Daha dogrusu ne zaman yazılmış bi fikrim yok ama şunu ogrenmek istiyorum ki ücretsiz mi kaldiniz