Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Lorenz Çekeri

Önemli Not: Aşağıdaki paragraf tamamen alıntıdır.

Lorenz Çekicisi
Bu "çekici" aslında bir grafik gösterimden ibarettir. Sarı çizgiler, sistemin durumunun faz uzayı (yani grafik alanı; muhtemel tüm durumlar) içindeki zamana bağlı evrimini göstermektedir. Bu tip bir çekicide, sistemin elemanları, iki büyük olasılık kümesi arasında gidip gelirler (sarı çizgilerin çevresinde dolandığı odaklar). Bu olasılık kümeleri içinde veya çevresinde nasıl bir davranış gösterecekleri bilinmezken, sistem tamamen belli sınırlar içinde (yani şekilde, sarı renkli çizgilerden oluşan alanda) hareket eder. Sadece, hangi olasılıklar içinde hareket edeceği bellidir, kesin hareket rotası önceden bilinemez. İşte o yüzden, iki-üç günden daha ileriye dönük "kesin" hava tahminleri yapmak hala mümkün değildir; veya, halihazırdaki değişkenlerden yola çıkarak, herhangi bir ülkede yaşayan insan topluluklarının zaman içinde nasıl bir değişim göstereceklerini aynıyla tahmin edemezsiniz. Çünkü tüm rota b…

İtalyan Filmleri

Ege Üniversitesinde İtalyanca Haftası nedeniyle dört adet film yayınlandı. Ve kampüs içinde gösterilen bu filmlerin hepsine gittim. İzlediğim filmleri bilgilendirmek amacıyla yazıyorum. Uzun zamandır film izlemiyorum. Bu filmler son dönemdeki sıkıntılarım açısından ilaç gibi geldi. Evet lafı fazla uzatmıyorum ve filmleri adları ve bağlantılarıyla veriyorum.

İlk film Nefes Alıyorum (Respiro). Yönetmen Emanuele Crialese, filmde bir özgür ruhlu kadına deli gözüyle bakılması ve bu kadının yaşadıkları anlatılıyor. Film bence çok fazla sembolizm içeriyor. Bunları sürekli farketmek gerekiyor. Ayrıca bazı sahneler ilkel komünal toplum yaşamını, bu toplumda birey olmanın sonuçlarını düşündürdü. Hayvansal içgüdülerin insana neler yaptırabileceğini de hatırlatan bazı sahneler de vardı. Son olarak ilgimi çeken bir nokta yönetmenin sahnelerde sürekli bir şekilde insan barındırmasıydı. Boş manzara sahnesi hatırlamıyorum.

İkinci film, Federico Fellini'den Hatırlıyorum (Amarcord). 1973 yapımı bu fi…

GNU/Linux Kurulumu Taşıma İşlemi

Gün geldi ve siz sunucunuzun bulunduğu makineyi değiştirmek istediniz, ya da olmadı GNU/Linux dağıtımınızı değiştirmek istediniz. Ne yaparsınız? En basitinden onlarda kullanıcı vardır. Bu kullanıcıları olduğu gibi aktarmanız ve kullanıcılara sunucu değişimini hissettirmemeniz gerekir. Bunu yapmanın oldukça zor ve planlanması gereken bir iş olduğunu düşünürdüm. Ama hiç öyle değilmiş :) İnternet üzerinde bulduğum bir "Nasıl" belgesi bu işi ne kadar kolay yapabileceğimi gösterdi. Kullanıcıları aktardıktan sonra elbette kurulu olan tüm sunucu hizmetlerini (apache, cvs, svn, ssh) tekrar kurmak gerekli klasörleri taşımak gerekecektir. Ama kullanıcı aktarmasına göre bu oldukça kolay bir iştir. Özetle böyle bir derdiniz olduğunda yararlanmanız için bu nasıl belgesini (ingilizce maalesef) paylaşmak istiyorum. Bu nasılı kullanarak Ubuntu GNU/Linux sunucusunun kullanıcı bilgilerini tüm ev dizinleriyle birlikte rahatça Debian GNU/Linux sunucusuna taşıyabildim.

Web (Apache) Sunucusu Aktar…

Çevre ve Bilgisayar

Aslında yeşil bilgisayarlar ile ilgili bir sürü şey yazmayı planlıyordum. Ama yazamadım. Bu seferlik affınıza sığınarak sadece Linux kullananlar için bir siteyi paylaşacağım. Ama genel eylem günü olsun olmasın çevre dostu bilgisayarlarla ilgili yazılarımız olacak :)

http://www.lesswatts.org: Intel Linux kullananlar için daha az enerji harcama sitesi açmış. Bilgisayarınızı kullanırken daha az enerji harcamak ve böylece tasarruf yapmak için önemli bilgilerin bulunduğu bu site, ipüçları, belgeler, projeler, indirilebilir dosyalar içeriyor. Bu çalışmalara katılabilir, evinizde deneyebilirsiniz. Ayrıca Sonuçlar bölümünde Linux çekirdeği ve güç tasarrufu kullanımıyla elde edilen önemli sonuçları gözlemleyebilirsiniz.

Yaşamak Hakkında

HER ŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İ…

MAC adresi değiştirme

Bilgisayar ağları, çoğunlukla ağ içerisindeki bilgisayarların MAC adresleri ve bunlara atanan IP adreslerine dayanarak yönetilirler. Ancak bugünlerde internet ile biraz ilgili olanlar, birkaç küçük programla pek de güzel çalışan ağları zorlamaya, hatta bir kısmını çökertmeye kadar götürebiliyorlar. Sistem yöneticilerinin vaktini çalan bu yönetemlerden biri de MAC adresi değiştirme.

Daha önce yazdığım MAC adresine göre filtreleme de bu durumda çaresiz kalıyor. Yöntem burada çok güzel açıklanmış.

Açık Kaynak Yazılım Hakkındaki 10 Mit Cevaplandı, Yazan: Carlo Daffara

Bu makale AB projesi FLOSSMetrics'teki araştırmaların bir parçasıdır. Bu araştırma kapsamında küçük ve orta ölçekli işletmelerin özgür ve açık kaynak yazılımı (Free/Libre/Open Source Software - FLOSS ) benimsemelerine yardımcı olmak amacıyla bir rehber yazılması amaçlanmaktadır. Bu rehberin ilk sürümü yakında hazır olacaktır.

Carlo Daffara
Yazının Aslı : http://www.groklaw.net/articlebasic.php?story=20070828132340846

Türkçe'ye çeviren : Tahir Emre Kalaycı (http://www.tekrei.org)

Açık Kaynak Yazılım Hakkındaki 10 Mit Cevaplandı

1999 yılında, açık kaynak yönelimli yayımevinin kurucusu Tim O'Reilly Fortune 500 yöneticilerinden oluşan katılımcılara yönelik "Açık Kaynak Yazılım Hakkında On Mit" adında bir konuşma yapmıştır. Günümüzde bu mitlerin hala doğru olarak kabul edildiğini güncel bazı raporlar[1] göstermiştir ve bunlar FLOSS benimsenmesi önünde bir engel olarak yer almaktadır. Bu makale kapsamında bu öğretici cevaplar vermeye çalışacağız:

Mit #1: Açık kaynak Linux&#…

"Gülün için harcadığın zamandır gülünü bu kadar önemli yapan"

Bu başlık size bir şey çağrıştırıyorsa ve hangi kitaptan alındığını biliyorsanız söyleyecek fazla bir şeyim yok :) Ama hatırlamayan ve çağrıştırmayanlar için önereyim :) "Küçük Prens" (Antoine de Saint-Exupéry)

Efendim bu kitap çok güzeldir. İşte sözlerle anlatmam bile mümkün değil :) Okuyun derim, çocuklarınıza okumayı öğrenir öğrenmez de okutun :D

"İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir, en temel şeyi gözler göremez"
"Evcilleştirdiğin şeye karşı sorumlu olursun, sonsuza kadar"

Günlüklerde arama

Bazen başka insanların deneyimlerini yazdıkları yazılar bulmak isteriz. Örneğin gitmeyi düşündüğünüz bir otele daha önceden giden insanların tecrübelerini bilmek iyi olabilir. Bu tür yazılar için genelde bizim yaptığımız gibi günlükler (blog) kullanılıyor. Google bunun için işimize yarayabilecek bir arama motoru yapmış:
http://blogsearch.google.com/

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Ankara gezecek, görecek yer açısından çok da zengin bir yer değil. Bu haftasonu, bir türlü fırsat bulamadığımız Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ni ziyaret etmek geldi aklımıza. Ankara'lıların yarısı yerini hatta ismini bile bilmese de burası çok da uzak değil aslında. Ulus'a kadar gidip bir taksiye binin. Müzenin yerini bilmiyorsa "Kale yolunda" olduğunu söyleyin; 3-4 ytl tutacaktır.

Müze içerdiği eserler açısından çok iyi olmasının yanında, iç tasarım ve sergileme de gayet başarılı yapılmış.


Sonuç olarak Ankara'da görülmesi gereken ilk 4 yeri şöyle sıralayabilirim:

1)Seymenler Parkı
2)Anadolu Medeniyetleri Müzesi
3)Eymir Gölü
4)Etnografya Müzesi

Samandağ

Bu sabah işyerindeki arkadaşlar ile konuşurken açık olan televizyonda da Emre Aydın'ın yeni klibi çıktı. Bir an gözüm takıldı, klibin çekildiği yer ne kadar da bizim oralara benziyor dedim. Biraz dikkatli izleyince daha da emin oldum burası Samandağı'ydı.



Coşkun denizi, koyu renk kumu, uzun sahili ve yarısı kuma gömülü evleri ile çocukluğumuzun yaz aylarının geçtiği yerlerdi buralar. Dalgalar hiç durmaz burada, deniz hep köpürür. Çok can yitirdik bu sularda. Sabahları erken saatte balıkçı tekneleri gelir, ağlarını bırakırdı denize. Sonra U şekline gelen ağlar karadan çekilir. Bu heyecanlı koşturma 2-3 saat sürer, ağın çekilmesine etraftaki tüm çocuklar da katılır. Sonunda çıkan balıklardan herkes çalıştığı kadar alır, eve herkes birkaç balık götürür.

Yatırım yapılmaması yüzünden iyice bakımsızlaşmıştı ama bu deniz ve bu sahil tıpkı Antakya'nın Asi nehri gibi farklı şekilde varolmaya devam ediyordu. Suriye çok fazla sanayi atığı boşaltsa da, deniz dalgalarını sertçe kıyıya vu…

FaceBook Çılgınlığı

Son günlerde bir facebook çılgınlığı başladı Türkiye'de. Nedir ne değildir diye bakınca öyle boş bi site olmadığını gördüm. Nette bolca bulunan arkadaşlık - bağlantı - network sitelerinden farkı sitenin kendisinin, siteden bağımsız kişilerin hazırlayabildiği web uygulamalarını çalıştırabilir olması. Bu sebeple gerekli gereksiz pek çok uygulama halihazırda mevcut. Ülkemizde de kullanıcı sayısının artmasıyla Türk insanına özgü uygulamaların artacağını düşünüyorum. Yani bizim insanımız öyle vampir ısırığı, kurtadam pençesi yerine, arkadaşına bi tepsi baklava ya da bi duble rakı gönderir değil mi?

Peki nasıl hazırlayacağız böyle uygulamaları derseniz şöyle alalım sizi: http://developers.facebook.com/

Bağlantılar:
http://www.facebook.com