Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu aşk burada biter

Ataol Behramoğlu'nun severek okuduğumuz, kafamız bozuldukça tekrar ettiğimiz güzel bir şiiri. Bir de Kumdan Kaleler tarafından yapılmış güzel bir bestesi de var. Bütün güzel Ataol Behramoğlu besteleri için de güzel bir cd yapılmış. Tavsiye edilir.

"Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider"

şiirin hepsi için


Yurtdışı çalışma ücretleri

Yurtdışındaki(Belçika) bir firma ile bir iş görüşmesi yaptı dün arkadaşım; "kendini 5 yıl içinde nerde görmek istiyorsun" gibi gereksiz bir kaç soruyu geçtikten sonra esas soru gelmiş "önceki işinde ne kadar alıyordun? Şimdi ne kadar para istiyorsun?" demişler. Önceden kafasında oluşturduğu bir senelik fiyatı söylemiş; "net mi brüt mü" demişler, net demesi ile birlikte "çok değil mi?" demişler.

Bu konuşmadan sonra sanki abartı bir tutar söylemişiz izlenimi oluştu bizde. Bir Bilgisayar Mühendisi Belçika'da yıllık ne kadar maaş alıyordu ki? Yaşam standardı indeksleri var ülkelerin, İngiltere de 20 alıyorsan Türkiye'de 12 alırsın mesela. Bunu araştıralım dedik ve uluslararası bir maaş hesaplayıcı bulduk:
http://www.salaryexpert.com/index.cfm?FuseAction=FreeSalaryTools.Dsp_FreeSalaryTools

İstediği para hiç de fazla değilmiş, hatta ortalama maaşında çok altında bir para istemiş; insan kaynakları çarşıdan mal alır gibi pazarlığını yapıyor her ye…

Sıcak Pazar

Uzun zamandır böyle boş bir yazı yazdığımı sanmıyorum. Şimdiden uyarıyorum bu yazıyı okuduktan sonra size bir şey katmadığını düşünebilirsiniz. Günlüğün amacını birşeyler katmak olarak ele alırsak bu yazıyı okurken geçireceğiniz vakit boşa gitmiş olabilir. Çünkü bu yazıda kendimden, üzerimdeki yağ izlerinden, gnome'u bırakmaya başlamamdan ve son olarak Starcraft 2'den bahsedeceğim.

Bugün aylar sonra geçen hafta temizlemeye başladığım bisikleti bakımdan geçirdim ve yağladım. Ellerim, kollarım hep yağ oldu. Bisikleti bakıma aldım ama henüz sürmedim. Birazdan çıkıp sürmeye kararlıyım. Sanırım akşam duş alsam da bu yağları üzerimden atamayacağım. Tam bu satırları yazarken dışarıda "öküz" bir amcam sanırım çocuklara "heyt heyt" diye bağırıyor ve tüm dikkatim dağılıyor.

Evet, uzun zamandır delice kullandığım gnome'u evdeki bilgisayarımda yavaş yavaş terkediyorum. Xfce'ye (bu yazıyı oradan yazıyorum) geçtim. Temel ayarları yaptım. Neden mi geçiyorum? Bellek…

Java Persistence API

Java DB kullanımını (ve elbette diğer veritabanlarını) kolaylaştıran en önemli özellik kalıcı katman ("Persistence Layer") kullanımıdır. Daha önceki bazı yazılarda Hibernate'ten bahsetmiştik. İlk denemelerinde sürekli xml dosyası hazırlamak ve transactionlarla uğraşmak çok sinirimi bozmuştu. Hibernate kullanmaktan bu yüzden vazgeçmiştim.

Geçen hafta "Java Persistence API"'yi denedim. Tek bir XML dosyası ve veri sınıflarının içerisine yazdığım "annotation"lar ile bir tek kalıcılık sınıfı kullanarak ufak projeler (ve belki de büyük) için işe yaradığını test ettim. Öğrenme aşamasında her ne kadar zorlansam da kullanışlı olduğuna karar verdim. Bundan sonra ihtiyaç durumunda bu kütüphaneyi kullanacağımdan emin olabilirsiniz.

Başlangıç İçin
Java Persistence API FAQ

Java DB (Derby)

Gömülü veritabanları (Derby, HSQLDB, SQLite, Perst,....) hakkında birşeyler duymuşsunuzdur (Karşılaştırma). Java 1.6 ile birlikte kullanımları (Java DB sayesinde) kolaylaşan ve artan bu veritabanları ufak yazılımlarınızdaki küçük veritabanı ihtiyacınızı çok rahat bir şekilde karşılayacaktır. Ayrıca testlerinizi yazarken Mock (sahte) veritabanı olarak kullanabilrsiniz.

Uygun bir veritabanı yöneticisi yardımıyla daha gelişmiş (MySQL, PostgreSQL,Oracle,vb.) bir veritabanına geçmeniz (eğer standart SQL yazıyorsanız) iyice kolaylaşacaktır. Hani geçmenize bile aslında gerek olmayacaktır ya çok kullanıcılı, çok örnekli yazılımlar için bu ihtiyacınız olabilir.

Kurulum oldukça basit, sadece derby.jar dosyası olarak dağıtılan kütüphaneyi projenizin "classpath"ine eklemeniz yeterli. Daha sonra yapacaklarınız standart veritabanı bağlantısında yaptıklarınızdan farklı değil. JDBC sürücüsü olarak "org.apache.derby.jdbc.EmbeddedDriver", JDBC url'si olarak "jdbc:derby:kumani…

2 güzel network aracı

Bana gelen bir epostayı, yazan arkadaşımın izniyle paylaşmak isterim; işinize yarayabilir:

----
networkcu kardesime iki guzel (biz ailecek sevdik ) arac.

Birincisi Fpipe http://www.foundstone.com/index.htm?subnav=resources/navigation.htm&subcontent=/resources/proddesc/fpipe.htm
Ikincisi ProxyFirewall http://uniqueinternetservices.com/proxy-firewall-download.html

Fpipe port forward yapiyor server uzerinde bir IP/port u dinleyip ona gelen istekleri baska IP/ port'a yonlendiriyor.

Proxy Firewall ise networkunde birden fazla proxy var ise yada aldigin programin proxy ayarlari yok ise (bkz: Inttra) bunu kullanarak programa farkli bir Proxy kullanmasini zorlayabiliyorsun.

Peki bu iki program kullanilarak ne yapilir :)

Simdi bizim localden disariya remote desktop yapamiyoruz ya, once fpipe alinir disaria baglanmak istedigimiz serverda calistirilir.
fpipe -l 443 -r 3389 192.168.1.101
Serverin local 443 une gelen istekler 192.168.1.101 port 3389 e yonlendirilecek

Sonra…

Ubuntu Feisty Fawn

Geçtiğimiz hafta elime geçen Ubuntu'nun son sürümü Fesity Fawn ile yeni bir Linux macerasına başladım. Daha önceden XP'nin yanında Pardus vardı bilgisayarımda. Pek çok işi Pardus'la halletmek güzeldi ama ekran kartı probleminden dolayı divx filmlerde bir kalite problemi yaşıyordum. Ubuntu ile bu problem ortadan kalktı. Yalnız bu sefer divx'lerde başka bir problem çıktı karşıma: altyazılar. Ubuntu ile beraber gelen Totem Movie Player'da altyazıyı görüntüleyebilmeniz için film ile altyazının adının aynı olması gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra da filmi oynatmaya çalıştığnızda "internal data flow error" hatasını veriyor.

Problemin çözümü için nette bakındım, pek çok kişide aynı problem var ama tam bir çözüm yok gibi. Aslında kesin bir çözüm yöntemi yayınlanmış da olabilir ama ben geçici çözümü denedikten ve filmi altyazısıyla açmayı başardıktan sonra filme daldığım için sonradan tekrar araştırmaya üşenmiş de olabilirim. Peki geçici çözüm nedir derseniz söyleyey…

Allied Telesyn Switchblade omurga üzerinde MAC Filtreleme

Bilgisayarların Internete çıkışlarını, "check point firewall" üzerinde IP bazında filtreleyebiliyorduk. ancak bu elle IP verenleri durdumamız için yeterli bir çözüm değildi. Çözüm MAC adreslerine göre kısıtlama yapılması oldu. Uzun bir araştırmadan sonra çalışma arkadaşım çözümü buldu ve şu şekilde not etti:

AT Switchblade omurgaya telnet kullanılarak bağlanılır.
Engellemek istediğimiz MAC adresinin omurganın hangi portuna paket yolladığı öğrenilir.

sh swi fil dest=00-20-ed-4c-69-d0

İlgili MAC adresi 2.22 numaralı portun 16 numaralı entry'si olarak görünmekte.

O MAC adresini forward olarak değil de discard olarak öğretmemiz için aşağıdaki iki komutu kopyalayıp birden yapıştırmamız gerekmektedir. Çünkü ayrı ayrı yazıp çalıştırmaya kalktığımızda o entry silindikten sonra , o arada port o MAC adresini yeniden öğrendiği için discard komutunu çalıştırmaya izin vermiyor. Ancak ikisini arkası arkasıya hızlı biçimde yapıştırıp çalıştırırsak mümkün olabiliyor.

del swi fil po=2.22 ent=1…

İzmir'de bomba patladı

Evet, evden aşağıda inip 10 metre yürüyüp erişebileceğim bir noktada bir bomba patladı. O anda uyanık ve ayaktaydım. Ses ve sarsıntı korkutucuydu. Yarın ki miting öncesi böyle bir bomba insanı düşündürüyor. Bomba'nın öğle vakti patlama ihtimalini düşündükçe insan daha çok korkuyor. Sabah patlayınca henüz hazırlık yapan pazarcıları vurdu.

En çok üzüldüğüm nokta hemen patlama sonrası fotoğraf makinemi alıp aşağı inip çekim yapmamam. Ah akılsız kafam, gazeteciler falan 1 saat sonra gelebildiler.

Joomla diye bisey varmis.

Selam Arkadaslar

Belirtmek isterim ki ilk yazimi yazmaktan dolayi biraz heyecanliyim. Bazi teknolojileri ve/veya olaylari sizinle bundan sonra bu blog uzerinden paylasacagim. Neyse iste sonucta kompozisyon yazmayacagiz ya, kimse giris - gelisme -sonuc bolumlerinin olup olmadigina bakmayacaktir.

Bu yazimin konusu 'Joomla'.

Joomla ile tanismam 3 gunu buluyor. Bizim koy ahalisinden koyumuzun web sitesini yapmam icin cok buyuk baskilar var. Yaw diyorum kim girecek koyun web sitesine o nedenle ne gerek var yapmaya filan. Sonra fikrimi degistirdim.Cunku hic tahmin etmedigim kadar cok koylum msn alemlerine akmislar bile. Sonra kolay yoldan nasil bu isin icinden kurtulurum moduna gectim. Agustos ayinda askere gidecegimdene dolayı (ins) web sitesinin yapimi tamamlandiktan sonra bakiminin baska kisiler tarafindan yapilmasi gerekmekte.Bu kislerinde en ufak bir programlama bilgisi yok.

Sonra gecenlerede bu 'Joomla' (ne karin agrisi ile iste) karsilastim. Arastirdim ise yarar bisey. So…

Avea 9898

Cep telefonuma gelen bir mesaj beni hem şaşırttı, hem de güldürdü.

Aşağıda aynen bu mesajı yazıyorum:

"AVEADAN YENI BIR SERVIS: 9898 ACIL CIKIS! KURTULMAK ISTEDIGINIZ DURUMLARDA ARAYIN, SIZI 1DK. ICINDE GERI ARAYIP BAHANE BULMANIZA YARDIM EDELIM. 3SMS/6KONTOR"

Evet, AVEA size bahane üretmeniz için bir servis çıkarmış. Ne hale gelmişiz yahu :)

Valla bu servisi kullanmadan, bu mesaj sayesinde bulunduğum ortamdan uzaklaşmama sebep olduğu için Avea çalışanlarına teşekkür ediyorum. :P

Vekillerimize Yakışır...

Seçildikleri günden bugüne kadar doğru dürüst meclise uğramayan, parti başkanlarının ağzından çıkan her lafa harfiyen uyarak koyun sürüsünden pek farklı bir görünüm sergilemeyen milletvekillerimiz önümüzdeki seçimden 1 hafta önce son maaşlarını 3 aylık alacaklarmış. Yani çalıştıkları 1 hafta için herbirine 24.600 YTL verilecekmiş. Birinci nokta özel sektör ve kamuda herkes çalıştığı aydan sonra maaş alırken bu milletvekilleri neden önceden maaş alıyor? Hadi bunu geçelim hangi mantıkla, hangi vicdanla, hangi yüzle görevleri bir hafta sonra sona erecekken önlerindeki üç ayın maaşını alabiliyorlar?

Zaten bu adamlar görev süreleri bitince bile ölene kadar kıyak emeklilik hakkı kazandılar ki bu da üç aylık 6000 YTL civarında. Bu maaşın yanında kendilerinin ve aile fertlerinin hepsinin sağlık harcamaları da meclis garantisi altında. Ve dikkat ediniz bu hakları kazanmak için bir defa meclise girmiş olmanız yeterli.

Evet, dünyanın hiç bir meclisinde, meclisi geçtim hiç bir mesleğinde olmayan bu…

İzmir İşçi Filmleri Festivali

Bu yıl ikincisi düzenlenen işçi (daha doğrusu emekçi) filmleri festivalinin açılışına ve ilk gösterimine dün akşam Sinan ile beraber katıldık. İlk gösterilen film Oaxaca'daki öğretmenlerin grev yapmasıyla başlayan ve radyo istasyonlarının halk tarafından ele geçirilerek halk için çalışmasını anlatan güzel bir film izledik (Land, Rain & Fire: Report from Oaxaca). Bu festivalin en önemli özelliği diğer sinema'yı (elbette hollywood ve türevlerinden farklı olan) bilmeyenlere hatırlatmasıdır. Festival kapsamında benim dikkatimi Eisenstein'ın Stachka (Grev) filmini de gösterecek olması çekti. İzlemeyi uzun zamandır planladığım ama izleyemediğim bir film.

Bu arada dün açılışta Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu'nu da dinleme fırsatını bulduk. Festivaldeki saygısız izleyiciler yüzünden sinirlenip erken ayrılmak zorunda kaldık. Büyük ihtimalle başka bir film izleme şansımız olmaz. İnsanların bu tip düzenlemelerde bu kadar saygısız ve duyarsız olması insanı ayrıca üzen bi…

RFID etiketlerine yeni bir güvenlik aracı

RFID etiketlerinin güvenliği bu teknolojinin her alana girememesindeki en önemli engel. ABD'de pasaportlara konulan bu RFID etiketlerin, Alman "hacker"lar tarafından kolayca kopyalanması bunun en güzel göstergesi.

Diğer yandan, güvenliği sağlamak için süren çalışmalar yeni ürünler vermeğe devam ediyor. RFID virüsü geliştirmekle uğraşan ilk araştırmacı olarak bilinen Melanie Rieback, RFID tagları için taşınabilir bir güvenlik duvarı tasarlamış : RFID Guardian.

RFID Guardian, pil ile çalışıyor. RFID taga yapılan sorguları filtreleyebilmek için bir erişim kontrol listesi kullanıyor ve buna göre onaylanmayan sorguları engelliyor.

Ne kadar başarılı olur, ne zaman kırılır birlikte göreceğiz.

Kaynak: http://yro.slashdot.org/article.pl?sid=07/05/03/2333244&from=rss