Tezim: Yapay Zeka Teknikleri Kullanan Üç Boyutlu Grafik Yazılımları İçin "Extensible 3D" (X3D) İle Bir Altyapı Oluşturulması ve Gerçekleştirimi

Meraklılarına henüz yeni bitirdiğim Yüksek Lisans tezimi sunmak istedim.

Yapay Zeka Teknikleri Kullanan Üç Boyutlu Grafik Yazılımları İçin "Extensible 3D" (X3D) İle Bir Altyapı Oluşturulması ve Gerçekleştirimi

Yüksek Lisans Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü
Tez Yönetici: Yrd. Doç. Dr. Aybars UĞUR
Temmuz 2006, 114 sayfa

Bu tez çalışmasında, yapay zekanın güçlü tekniklerinden olan genetik algoritmalar yardımıyla, birçok alanda yaygın kullanılan Gezgin Satıcı Probleminin çözümü üzerinde durulmuştur. Üç boyutlu uzayda belirtilen tüm noktaların, en kısa yol uzunluğunu hedefleyerek dolaşılmasını sağlayan web tabanlı bir yazılımın gerçekleştirimi yapılmıştır. Problemin farklı boyutları için, çözüm başarısı değişik parametre değerleri kullanılarak ölçülmüştür. Eniyileme (optimizasyon) yöntemlerinin sonuçlarının daha iyi görülebilmesini de sağlayacak şekilde Extensible3D (X3D) yardımı ile görselleştirme aracı da geliştirilmiştir. Web3D teknolojilerinden olgunlaşma sürecindeki X3D’nin (XML tabanlı VRML olarak da düşünülen) yapay zeka alanındaki kullanımı denenmiştir. Geliştirilen bu araç yardımıyla üç boyutlu ortamlarda değişik genetik algoritma parametreleri kullanılarak yol planlaması yapılabilmekte ve güzergah, üç boyutlu helikopter simülasyonu şeklinde görüntülenebilmektedir.
Anahtar Sözcükler: Web3D, X3D, Yapay Zeka, Genetik Algoritma, Gezgin Satıcı Problemi

Eski kelimeler

Bugün İngilizceyi anadilinden ayırmakta zorlanan yeni nesil(biz) olarak, nasıl ki cümlelerin arasına İngilizce kelimeleri sıkıştırmadan duramıyoruz, hatta abartıp yabancı kelime kullanmayı bilmişlik sayıyoruz; dünden gelen, büyüklerimizin eskiden kalma arapça-farsça kelimeleri kullanıp cümleleri anlaşılmaz hale getirmeleri de benzer bir yanlışlık oluyor sanırım. Sonuç, konuştuğunun yarısını anlayamayan karşındaki insanın anlamış gibi yapması oluyor genellikle.

Kimileri "Halk diline" inmeyi "basitlik" olarak görse de, asıl "basitlik" kendi insanımın anlayamayacağı şekilde konuşup, "çok bilen" tavırlar sergilemek gibi geliyor bana. Bilgisayar ve teknolojileri ile çok vakit geçiren insanlarda daha çok görünüyor, "etmek" kelimesini ingilizce kelimelerin arkasına ekleme özelliği. "Dilimizi upgrade etmek böyle olmamalı oysa".

Diğer taraftan benzer bir yaklaşım, büyüklerimizin üşengeçliğinden biraz sanırım, arapça-farsça kelimelerin kullanımından vazgeçemeyip, İngilizce kelimeleri eklediğimiz gibi bu yabancı kelimeleri eklemeleri; ve benim anlama zorluğu çekip bu yazıyı yazmama neden olmaları. Aşağıdaki kelimelerin anlamlarını şöyle böyle, cümlede kullanıldıkları yerlerden çıkartabiliyorsunuz ama gerçek anlamı ne hiç bakmamıştım. Aklımda kalsınlar diye yazmak istedim.

bilmukabele - (
Arapça) Karşılık olarak; Ben de, size de, sizlere de; Benzerini yaparak karşılık verme ya da aynı şeyi düşünüyor olma anlamına gelen bir sözcük
beynelmilel -
(Arapça) Uluslararası; kullanıldığı yerlere göre "herkes tarafından kabul edilen" anlamına da gelir
binaenaleyh -
(Arapça) Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine anlamına geliyor
velespit - (Fransızca) "Bisiklet" kelimesi yerine, Fransızca kökenli "Vélocipède" kelimesinden gelen bu kelime kullanılırmış

AVG Anti-Virus Free - Ücretsiz virüs yazılımı

Bilgisayarımın windows tarafında iki yıldan fazladır kullandığım virüs programı AVG. Linux versiyonu da mevcut ama ben Linuxta virüs programı kullanmaya hiç ihtiyaç duymadım. Ev kullanıcıları için sürekli güncellenen, ve ücretsiz versiyonunu firmanın indirme sayfasından indirebilirsiniz. Kurulumu yapıp hemen ardından güncelleme yöneticisi ile günceleme yapmayı da unutmayın.

C# - pdf dosyası ayrıştırıp metin dosyasına dönüştürmek

"Converting PDF to Text in C#"

Pdf dosyasını nasıl ayrıştırır, metin dosyası haline getiririm diye bakınırken, yukarıdaki başlığa sahip yazıyı buldum. Kaynak kodu, ve gerekli kütüphaneyi indirip yönergeleri de izledim ama belirtilen kütüphanelerin versiyonları değiştiği için uyumsuzluk oluştu ve kod çalışmadı.

Biraz uğraştırdı ama şu adımları izleyerek çalıştırdım en sonunda:

1) pdf2text_src.zip i ac.
2) PDFBox-0.7.2.zip i ac.
3) PDFBox-0.7.2\bin icerisindeki IKVM.GNU.Classpath.dll, IKVM.Runtime.dll ve PDFBox-0.7.2.dll yi pdf2text_src\src icerisine kopyala.
4) Pdf2Text.sln projesini aç ve eksik olan iki referans dosyasını sil.
5) Pdf2Text.sln projesine, IKVM.GNU.Classpath.dll ve PDFBox-0.7.2.dll dosyalarını ekle.
6) projeyi derle
7) pdf2text_src\src\bin\Debug klasöründe oluşan Pdf2Text.exe yi kontrol et.
8) komut satırından "PDF2TEXT input_filename(PDF) output_filename(text)" komutunu çalıştır. (Örn. Pdf2Text.exe c:\fatura.pdf c:\ftr.txt)

İşimi görecek sanırım :)

Kaş gezisi - Hazırlıklar ve 1. Gün

Geçen yıl, üç gün boyunca kalıp pek de dolaşamadığım, denizine doyamadığım Kaş'a bu yıl tekrar geldim. Geçen seneki üç günümü Yarım Ada'da geçirmiştim ve başka biryer görme ihtiyacı bile hissetmemiştim. Bu sene yine farklı birşeyler olsun diye kalınabilecek yerleri internetten araştırdık ve normal otel ve pansiyonlardan farklı bir yapıya sahip olan Hotel AA da kalmaya karar verdik.
İzmirden Kaş'a giden firmalara baktık, sadece Pamukkale'yi bulabildik (Oysa geçen yıl Kamil Koç ile gittiğimi hatırlıyordum). Otel rezervasyonu ve otobus biletlerini aldık, dönüş biletlerini ayırttık. Eşyalar hazırlandı, gitmek için engel kalmadı.
Yol sekiz saat sürüyordu. Kaş'a ulaştığımızda sabah saat 5 olacaktı ve otele nasıl gidilir ne yapılır bilmiyorduk. Telefon açıp otele ulaşımın nasıl yapılabileceğini sorduğumuzda yarım saatte bir Kaş'a servisleri olduğunu söylemişlerdi. 5.30 gibi Kaş'taydık. Küçük otogarında açık olan tek yer çay ve tost yapan küçük bir dükkandı. Tuvalet de maalesef kilitliydi. Birer çay içip eşyalarımızı bu küçük dükkana bıraktık, çok güleryüzlü ve ilgiliydiler.

Saat 7 ye kadar kaş içerisinde, boş sokaklarda dolaştık. Akşamları birçok insanın bulunduğu bu sokakları ,böyle sakin ve güzel görmemiştim hiç.

Turumuza limanda devam ettik. Bizi koruma görevi üstlenen bir köpeğimiz oldu. Heralde kenarda durup ot yiyen kazlardan korumak istedi bizi. Biraz dolaştıktan sonra tekrar yukarı çıkarak tamamladık kısa gezimizi.















Biraz daha bekledik ve 7 gibi oteli aradık. Nasıl gideceğimizi sorduk, bize önce aracın arızalı olduğunu, sonra şöför olmadığını aracı ancak 8 de gönderebileceklerini, onun yerine dolmuşlara binebileceğimizi ya da taksiyle gelebileceğimizi söylediler.

Dolmuşlar saat 8 de sefere başlıyordu. Beklemeye devam ettik. Şanssızlık, ilk dolmuş 10 dk erken geçti ve biz öylece kaldık. Diğer dolmuş otelin dediği gibi yarım saat onra değil, 1 saat sonra geçiyormuş. Yürüyerek gidilir mi diye sorduk böyle olunca, gidilir 1 km dediler. Bir başkası 2 km dedi. bu çelişkiler sonucu, neyse biz bekleyelim o zaman dedik. İkinci dolmuşu yakaladık, ve otele gidebildik. İyiki yürümemişiz, 3 km mesafe varmış, çantalarımızla yarım saat yürüyecektik :)














Her tarafı ağaç parçaları ve suntadan yapılmış bir giriş vardı önümüzde, güzel görünüyordu. Tahta bir merdivenden iki kat yukarı çıktık ve resepsiyona ulaştık. Burada bizi karşıladılar ve çantalarımızı alıp odamıza yerleştirdiler, ve bizi kahvaltı bölümüne aldılar. Gerçekten çok güzeldi. Aşağıda lacivert bir deniz, açık büfe bol çeşitli bir kahvaltı. Tek kötü olan aramızdan geçen yoldu. Yine siteden bir aldanmaydı bunun nedeni. Denize sıfır sayılırdı ama ufak bir sorun vardı; aradan Kaş'a batı tarafından giden tek yol olan yarı işlek bir yol geçiyordu.


Kahvaltımızı edip odamıza çıktık. Bizi erken kabul etmeleri iyi bir jestti. Konum olarak iyi bir oda olmasa da şansımızı değiştirmek istemedik ve kaldık. Oda ufak ama tamamen ahşap ve güzel bir görünüme sahipti. Gerçi çadırda da kalmış olmamın verdiği bir iyimserlikten de olabilir bu, çünkü sitelerinde gösterdikleri odalara hiç benzemiyordu bu oda. Standart oda tipi olmasından dolayı gayet küçük olmakla beraber, klima çalışmadığı zaman tuvalet kokusu ağır gelebiliyordu. Birde internet bağlantısında sorun olması kötü oldu. Bu ufak aksaklıkları saymazsak, herşey güzeldi.


Bu iyimserlik, Kaş'ın ve denizinin güzelliğinden kaynaklanıyordu sanırım. Yinede, otel genel anlamıyla güzel, şirin bir otel olsada işletmecilik olarak daha başarılı olabileceğini düşünüyorum halen.


Bu arada, sonradan öğrendik ki Toprak Sergen buranın işletmesini yürütmekte zorlanmış ve devretmiş. Otelin ana sayfasında fotoğrafları duruyor olsa da, internette okuduğumuz yazılar aslında eskiyi anlatır olmuş.