10 Temmuz 2009 Cuma

Sayısal Fotoğrafçılar için 7 Açık Kaynak

Digital Photography School'a atılan son yazıda sayısal fotoğrafla uğraşanlar için 7 adet güzel açık kaynağın bağlantısı verilmiş.

08 Temmuz 2009 Çarşamba

2038 Yılı Problemi

Bir karikatür sayesinde POSIX sistemler için 2038 yılı problemi olduğunu duymuş oldum.

04 Temmuz 2009 Cumartesi

Ubuntu ve Super GRUB

Geçenlerde Windows Vista'nın yanına Ubuntu GNU-Linux 9.04 kurayım dedim. Ubuntu'nun kurulum ekranında genel seçeneklerden(dil, klavye vb.) sonra karşıma üç seçenekli bir bölüm geldi: 1- Yanına 2- Bütün diske 3-El ile kurulum. Bölümlendirme ayarlarıyla uğraşmamak için onun önerdiği şekilde birinci seçeneği seçtim. Ama kurulduktan sonra Ubuntu'nun kendisi için 320 GB'lık disk içinde sadece 2.3 GB yer ayırdığını gördüm. Oysa yaklaşık 160 GB'lık bir bölümü boşaltmış, biçimlendirmiştim. Ubuntu'nun bu tevazusu beni çok etkilemiş olsa da daha ilk güncellemelerde benden yer ayırmak için bir şeyler silmemi isteyince Ubuntu'yu kaldırmaya karar verdim ve Vista üzerinden o kısmı boşaltıp biçimlendirdim. Ama hesaba katmadığım bir şey vardı: GRUB
Bilgisayarımı yeniden açtığımda "GRUB Error 22" hatasıyla karşılaştım. Windows Vista'nın orada olduğunu bilmeme rağmen bilgisayara bir türlü giremiyordum. Yanımda da recovery dvd'leri olmadığı için başka bir şekilde -indirip kullanabileceğim Vista Onarma CD'si ile- bu sorunu çözebileceğimi düşündüm. Bayağı uğraşmama rağmen olmadı. İnternette biraz araştırdıktan sonra buna benzer sorunların çözümü için CD, USB, disket vb. biçimleri olan Super GRUB Disk'in kullanılabileceğini fark ettim. Ve GRUB'ı kaldırma adımlarını takip ederek Vista'ya yeniden girebilmeyi başardım.

03 Temmuz 2009 Cuma

Open Video ve HTML 5

Firefox 3.5'in çıkmasıyla beraber "Open Video" kavramı da ön plana çıkmaya başladı. Daha önce Dailymotion'un Open Video desteğini gösterdiği denemeyi görmüştüm, youtube'unda bir deneme sayfası var.

Open Video kavramı HTML 5 ile ilgili bir kavram. Bu sitede daha önce açık kaynak, açık standartlarla ilgili yazılar gördünüz. Burada Açık Kaynak, Açık Standartların neden kullanılması gerektiğini tekrarlamadan bir özet geçmek lazım. Open Video, patentsiz ve açık bir standart olan Ogg Theora ve Vorbis kodeklerinin kullanılmasıyla, tamamen doğal olarak video ve ses desteğini kasteden bir kavram. Böylece Mozilla ve Google tarayıcı geliştiricileri "plugin prison" (eklenti hapishanesi)nden kaçışı amaçlıyorlar. Günümüzde İnternet üzerinde videoların ağırlıklı olarak Flash, Quicktime ve Silverlight (üçü de patentli, sahipli standartlar) eklentilerini gerektirdiği ortadadır. Bu open video yardımıyla artık eklenti kurmadan video izlememiz kolaylaşacak diye ümit ediyorum. Amaçlanan bu. Bu konuyu fazla uzatmadan Firefox tarafından Open Video kavramının ön plana çıkarılmasıyla ilgili şu yazıyı (İngilizce) ilgilere öneririm.

Gelelim HTML 5'e. Sürüm numarasından da anlayacağınız gibi HTML 5, HTML işaret dilinin bir sonraki sürümü. Bir çok yeni öğe (section, article, video, audio, aside, header, footer, nav, dialog, figure, embed, mark, meter, canvas, progress, time, command, datagrid, details, datalist, keygen, bb, output, ruby, rt, rb ) ve özellik (input öğesinin yeni type özellikleri datetime, datetime-local, date, month, week, time, number, range, email, url, search, color), uygulama geliştirme arayüzü (2B çizim, video ses oynatma, çevrimdışı web uygulamaları, taşıma-bırakma, ...) desteği eklenmiş. Firefox ve Opera tarafından kısmen desteklenmeye başlandı. Destek durumu için şuradaki tablo yararlı olacaktır.

İnternet dünyasında sahipli yazılım ve standartlara karşı açık standartların mücadelesi tüm hızıyla sürüyor :) .

Kaynak : http://en.wikipedia.org/wiki/HTML_5
http://dev.w3.org/html5/html4-differences

Not: Slashdotta karşılaştığım bir haberde bazı büyük tarayıcı geliştiricilerinin HTML 5'ten video ve ses desteğinin kaldırılmasını istediklerini okudum. HTML 5 daha çok tartışılacak gibi :)

25 Haziran 2009 Perşembe

GNU/Linux masaüstünün tercihinin artmasının 10 nedeni

ZDNet'te yayınlanan bir yazıda GNU/Linux masaüstünün tercih edilmesinin 10 nedeni yazılmış.

11 Haziran 2009 Perşembe

Bazı(!) Sistemler Nasıl Çalışır?

Sistemin çalışma prensipleri detaylarında ufak değişmeler göstermekle beraber temelinde aynıdır. Sistem susarak (kapalı/zımni) planlanan ve işletilen, genelde zorlamaya dayalı bir prensip üzerine işler. Burada önemli olan sisteme ayak uydurmayanın elenmesi ve sistemde köşe başlarının çeteleşme marifetiyle tutulmasıdır. İşin iyi/hakkıyla yapılmasından daha önemlisi işin kimin tarafından yapıldığıdır. İşi yapan/icra eden kişiler söz konusu çete ekibinden kişilerse işin nasıl yapıldığının hiçbir önemi yoktur. Eğer kişi mensup değilse; işin ufak aksaklıklarla yapılması ilgili çıkar grubunca sabote edilmesi suretiyle işin tamamen hatalı yapıldığına vurgu yapan kulaktan dolma bilgi yayılımı süreci (adam yeme sanatı) başlatılır. Eğer iş mensup olmayan kişi tarafından iyi yapıldıysa, bu sefer ilgili kişi özel hayatına kadar yine kulaktan kulağa yayma metodu kullanılarak ret edilmeye çalışılır. Buraya kadar ki süreçte çıkar grubunca amaç için her şey mubah sayılır. Kişilerin özel hayatından, bakışına, yürüyüşüne kadar her türlü olumsuz bilgi yayma süreci işler. En baştan bu çıkar grubunun oluşumunda bu kişileri birleştiren temel maya toplumda sağlam bir manevi özelliğin kötüye kullanılmasıdır. Bu manevi özelliğin dokunulmazlığının arkasına sığınılarak her türlü amaca ulaşmak için icraatlarına başlar ve devam ederler. Bunların inancı tamamen pragmatistliktir, temelde manevi özellikleri sıfıra yakın seviyelerde seyreder. Koyu muhafazakar gözükürler ancak içlerinde inanç namına hiçbir şey yoktur. Vatansever gözükürler ama yine kendi çıkarları uğruna gözlerini kırpmadan bu toplumsal manevi özellikten de nemalanırlar. Köşe başlarını tutarak kendi kafa yapılarındaki kişileri yanlarına almak suretiyle bu yapının harcını sağlamlaştırırlar. Kale bir kere sağlam bir yapıya ulaştığında diğer “gözü açık” olarak adlandırılan kişiler birçok özelliklerinden ödün vererek ilgili çıkar grubunun mensubu haline gelmek için adeta yarışırlar. Sonuçta ne mi olur? Sonuçta; bu anlayış bir sistem olur yani genel kabul görmüş bir yapı haline gelir.

Susma ve konuşturmadan istediklerini yapma ve yaptırtma anlayışı önemli bir araçtır. Kendilerine hiçbir şekilde eleştiri ve söz gelmemesi amaçlanır. Oysa kendileri “diğerleri” hakkında her türlü olumsuz konuşmayı ve davranışı olay yapmayı önemli bir araç olarak kullanırlar. Bu yapıya yatkın veya öyle gözüken kişiler de mensup yapılarak sorgulanamaz yapı güçlendirilir. Oysa onlara göre “karşı tarafta” gerçekleşen her şey en acımasız şekilde eleştirilir. Bu sistemik yapı bu çıkar gruplarına çok kazançlı bir ortam sağlar. Bunun altında yatan asıl neden normal koşullarda bu gruba mensup olan kişilerin verilen işi diğer kişiler kadar hakkınca yapamamasıdır. Bu yüzden bu kişiler bu özelliklerini bildikleri için farklı bir şekilde tüm ahlaki kuralları hiçe sayarak böyle kendilerine özgü bir yöntemi genel geçer, zımni kural haline getirmişlerdir. Aslına bakılırsa bu grupların, sorgulamadan büyüyen bireylerden oluşmaları bu sistemin oluşumunun en temel nedendir. Yani sorgulamadan öğrenilemeyen ve sonuçta verilen işi icra edememe sonucuna kadar giden yaşamdan elemine olmamak için, kendilerine has bu yapı oluşturulmuştur. Genel düşünüldüğünde böyle bir ülkede bu yapı %85-90 oranında yönetilen kurumların (özellikle devlet) temel yönetim anlayışı haline gelmiştir. Geri kalan %10’luk kesimin %95’i özel sektör kurumlarıdır denilebilir. Zaten bunlar sektöründe uluslararası rekabet yapabilen kuruluşlardır. Bu kurumlarda işi hakkıyla yapanlar başa gelir. Bu kurumlarda ise birincil ölçüt budur.

Daha da geniş bakıldığında sistemin bu yapısı etkin çalışamayan bir ekonomik bütün ortaya çıkartır. Zaten ilgili çıkar gruplarınca önemli olan, bütünün çıkarı değil kendi özel grubunun çıkarıdır. Zaten bu da maksimize edilmiştir. Bir adım daha ötesi düşünülürse; bu yapının toplumsal olarak bir kültür haline gelerek bireylerin aile hayatından, özel hayatına kadar yansıması olacaktır. Aile içi iletişimsizlikler ve otoriter ilişkiler toplumsal olarak kutuplaşmış, sadece kendi çıkarını düşünen, duyarsız bireyler yetişmesine neden olacaktır. Zaten Türkiye’nin de şimdiki hali de bu duruma benzer değil midir?

08 Haziran 2009 Pazartesi

RFID ile Mars'a yolculuk

National Aeronautics and Space Administration (NASA), RFID teknolojisinin uzayda kullanılabilirliğini test etmeyi planlıyor.

Gen 2 pasif RFID taglarını bir yıl kadar uzay istasyonunda bırakarak, atmosferik koşullardan nasıl etkileneceği tespit edilmeye çalışılacak. Ayrıca tagların ağırlıkları, silikon ve bakır tagların dayanıklılıkları da test sürecine alınacak kriterler arasında. Başarılı bulunursa, RFID tagların önümüzdeki yıllarda Ay yolculuklarında ve sonrasında Mars görevlerinde kullanılması hedefleniyor.

Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.