Bilgisayar alanından hareketle yaşamla ilgili her şeyi paylaşmaya çalışan arkadaşların oluşturduğu kollektif bir günlüktür.
Richard Stallman ile görüşme
Interview: How a hacker became a freedom fighter (Görüşme : Bir üstat nasıl özgürlük savaşçısı oldu)
Arama ile Problem Çözme
Arama, problemin durum uzayında sistematik olarak araştırma yapmaya dayanan bir problem çözme tekniğidir. Durum uzayı bir problemin farklı durumlarını barındıran bir kümedir. Bu durumlar bir oyun tahtası ve üzerindeki taşların konumları, çıkarsama sürecindeki ara adımlar, satıcının gezdiği şehirler olabilir. Bu durumların oluşturduğu küme içerisinde arama yapılarak problemin çözümü bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle aramayı, formülleştirme ve alternatifleri inceleme süreci olarak tanımlayabiliriz.
Arama ile ilgili olarak Russell ve Norvig'in kitabında problem çözme etmeni anlatılmıştır. Bu etmen istenen durum(lar)a ulaşmak için sonraki durumları (adımları) bularak karar verir. Böylece etmenimizin bir hedefi, bu hedefe ulaşmak için geçebileceği durumlar (adımlar) vardır.
Varolan duruma göre hedef formülasyonu problem çözmedeki ilk aşamadır. Hedefi bir durumlar kümesi olarak düşüneceğiz, bu durumlar bizim hedefe ulaştığımız durumlar olacaktır. Bu durumlar arasındaki geçişler de eylemlerimizi oluşturacaktır.
Problem çözmede ikinci aşama problemin formüle edilmesidir. Problemin formüle edilmesi hangi eylemlerin ve durumların değerlendirileceğine karar verme sürecidir.
Hedefimizi ve problemimizi tanımlama sürecini daha iyi anlamak konuyu bir örnekle gösterelim:
Problem : İzmir'den İstanbul'a gitmek
Hedef : İstanbul
Başlangıç durumu : İzmir
Durumlar : Belli bir şehirde olma (aradaki herhangi bir şehir de olabilir)
Eylemler : Bir şehirden başka bir şehire geçiş
Bu bilgileri oluşturup etmenimize verdikten sonra problemi, hedefi, durumları ve eylemleri tanımlamış oluyoruz. Etmenin yapması gereken başlangıç durumundan (İzmir), bitiş durumuna (İstambul) geçiş için uygun adımları (eylemleri) bulmasıdır. İzmir'den İstanbul'a gitmek için geçilebilecek yolları bilmeden etmenin bu işi yapması mümkün değildir. Yapılması gereken etmene bir yol haritası vermektir. Bu haritanın amacı etmenin şehirler arasında yapabileceği geçişleri göstermektir. Böylece gidebileceği şehirleri (durumlar) ve yapabileceği eylemleri (hangi şehirler arasında yolculuk yapabileceği) öğrenmiş olur. Etmen bu bilgilere de sahip olduktan sonra, farklı eylemleri ve durumları sınayarak yapması gereken eylemleri bulur ve adım adım durumlar arasındaki geçişlerle hedef duruma ulaşmaya çalışır. Sonraki durumlara geçişte farklı kriterleri göz önüne alabilir (en kısa yol, en iyi yol, vb.).
Bu anlatılan sürece arama adı verilmektedir. Bir arama algoritması problemi girdi olarak alır ve çıktı olarak bu probleme bir çözüm (yapması gereken eylem aşamaları) üretir. Bir çözüm bulunduğu zaman, bu çözümün önerdiği eylemler gerçekleştirilebilir. Buna çalıştırma aşaması adı verilmektedir. Böylece etmen için basit bir "formüle et, ara, çalıştır" tasarımı elde etmiş oluyoruz. Buraya kadar anlatılanları yine Russell ve Norvig'in kitabındaki bir algoritma ile gösterelim:

Bağlantılar:
Stuart Russell and Peter Norvig , Artificial Intelligence: A Modern Approach
http://www.aaai.org/AITopics/pmwiki/pmwiki.php/AITopics/Search
http://www.cs.dartmouth.edu/~brd/Teaching/AI/Lectures/Summaries/search.html
http://cs-alb-pc3.massey.ac.nz/notes/59302/l03.html
http://www.cs.indiana.edu/~leake/papers/p-01-07/p-01-07.html
Arama ile ilgili olarak Russell ve Norvig'in kitabında problem çözme etmeni anlatılmıştır. Bu etmen istenen durum(lar)a ulaşmak için sonraki durumları (adımları) bularak karar verir. Böylece etmenimizin bir hedefi, bu hedefe ulaşmak için geçebileceği durumlar (adımlar) vardır.
Varolan duruma göre hedef formülasyonu problem çözmedeki ilk aşamadır. Hedefi bir durumlar kümesi olarak düşüneceğiz, bu durumlar bizim hedefe ulaştığımız durumlar olacaktır. Bu durumlar arasındaki geçişler de eylemlerimizi oluşturacaktır.
Problem çözmede ikinci aşama problemin formüle edilmesidir. Problemin formüle edilmesi hangi eylemlerin ve durumların değerlendirileceğine karar verme sürecidir.
Hedefimizi ve problemimizi tanımlama sürecini daha iyi anlamak konuyu bir örnekle gösterelim:
Problem : İzmir'den İstanbul'a gitmek
Hedef : İstanbul
Başlangıç durumu : İzmir
Durumlar : Belli bir şehirde olma (aradaki herhangi bir şehir de olabilir)
Eylemler : Bir şehirden başka bir şehire geçiş
Bu bilgileri oluşturup etmenimize verdikten sonra problemi, hedefi, durumları ve eylemleri tanımlamış oluyoruz. Etmenin yapması gereken başlangıç durumundan (İzmir), bitiş durumuna (İstambul) geçiş için uygun adımları (eylemleri) bulmasıdır. İzmir'den İstanbul'a gitmek için geçilebilecek yolları bilmeden etmenin bu işi yapması mümkün değildir. Yapılması gereken etmene bir yol haritası vermektir. Bu haritanın amacı etmenin şehirler arasında yapabileceği geçişleri göstermektir. Böylece gidebileceği şehirleri (durumlar) ve yapabileceği eylemleri (hangi şehirler arasında yolculuk yapabileceği) öğrenmiş olur. Etmen bu bilgilere de sahip olduktan sonra, farklı eylemleri ve durumları sınayarak yapması gereken eylemleri bulur ve adım adım durumlar arasındaki geçişlerle hedef duruma ulaşmaya çalışır. Sonraki durumlara geçişte farklı kriterleri göz önüne alabilir (en kısa yol, en iyi yol, vb.).
Bu anlatılan sürece arama adı verilmektedir. Bir arama algoritması problemi girdi olarak alır ve çıktı olarak bu probleme bir çözüm (yapması gereken eylem aşamaları) üretir. Bir çözüm bulunduğu zaman, bu çözümün önerdiği eylemler gerçekleştirilebilir. Buna çalıştırma aşaması adı verilmektedir. Böylece etmen için basit bir "formüle et, ara, çalıştır" tasarımı elde etmiş oluyoruz. Buraya kadar anlatılanları yine Russell ve Norvig'in kitabındaki bir algoritma ile gösterelim:

Bağlantılar:
Stuart Russell and Peter Norvig , Artificial Intelligence: A Modern Approach
http://www.aaai.org/AITopics/pmwiki/pmwiki.php/AITopics/Search
http://www.cs.dartmouth.edu/~brd/Teaching/AI/Lectures/Summaries/search.html
http://cs-alb-pc3.massey.ac.nz/notes/59302/l03.html
http://www.cs.indiana.edu/~leake/papers/p-01-07/p-01-07.html
Biraz Magazin, Dağıtımların İsimleri Nereden Geliyor?
Linux ve BSD dağıtımlarının isimlerinin nereden geldiğine dair bir ingilizce blog yazısı ile karşılaştım, işin magazinsel boyutunu oluştursa da merak edenler vardır sanırım (ben bir kısmını duymuştum, ama hepsini öğrenmek linux kültürüme iyi katkı sağladı :P ). Şurayı tıklayarak öğrenebilirsiniz :)
Devrimci Gençlik Köprüsü
Bugün oldukça güzel bir hafta sonunun (Cuma ile başlayan güzellikler) oldukça güzel bir Cumartesi günü. Düşünün aylardır umutsuzluğa kapıldığınız, insanlara güveninizi yitirebildiğiniz gelgitli dönemler yaşıyorsunuz. Sürekli olarak kendinizi depresyonda olduğunuz şeklinde kandırıyorsunuz ve artık üretiminiz durmuş durumda. Üretmeye başlamanız gerektiğini biliyorsunuz ve üretmeye çabalıyorsunuz. Bir kaç alanda "mücadele" etmeye devam ediyorsunuz sürekli üreterek ve artık bir şeylerin o kadar kötü olmadığını gördüğünüz zaman tekrar umutlanıyorsunuz. İzlediğiniz her filmde, tiyatroda, belgeselde, okuduğunuz her kitapta, etkileştiğiniz her insanda bir çaba görmek, etrafınızda bir çaba görmek, umut görmek sizi daha da çoşkulandırıyor. Ne olursa olsun, ama ne olursa olsun Ataol Behramoğlu'nun şu dizeleri dökülüyor bir yerlerden dilinize gelerek;
Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek
"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
Bu dizeler Sivas 93 oyununda söyleniyor. Bu oyuna dün akşam gittim. Ve unutulmaması gerekenleri tekrar tekrar hatırlattığı için, değerli insanların yüzlerini bize tekrar tekrar gösterdiği için bu oyun izleyen çoğu kişi gibi beni de etkiledi. Umut var, unutmadığımız sürece, hatırladıkça ve doğrularımız için yaşadıkça umut var diyor insan. Evet bu yangın yerinde yaşamak zor, ama yaşamak görevdir bu yangın yerinde insan kalarak. Eğer bu oyun sizin şehrinize uğrarsa ne olursa olsun gidin izleyin, unutmak üzere olduklarınızı, hiç öğrenmediklerinizi size tekrar anlatacaktır.
Cumartesi günü dedim, Cuma gününü anlattım :) Konu oraya yöneldi.
Cumartesinin güzel olması izlediğim bir belgesel ve o belgeselin yaratıcılarının katıldığı bir panel sayesinde oldu. Yine bir insan duyarlılığı, umudu görüp ben hiç bir şeyi yanlış yapmıyorum diyebildim. Yalnız değilim en azından diyebildim (yalnız olmadığımı biliyorum, arkadaşlarım alınmasınlar :D )
Bu belgesel bir 68 belgeseli. 1968 Yılında o kuşaktaki mühendislik öğrencileri Boğaziçine, İstanbul'a yapılacak köprüye karşı çıkıyorlar. Bu karşı çıkışlarında, tek köprünün yetmeyeceği bu köprünün yeni köprülere yol açacağı ve tamamen kapitalist petrol tekellerinin işine yarayacağı söylemi egemen. Ve temel savundukları düşünce Türkiye'nin doğusunda da batısında da eşit yatırım yapılması gerektiği. Bu yüzden bir göreve kalkışıyorlar, Hakkari Zap suyu üzerine, tamamen sembolik olarak seçilen bu yere "Devrimci Gençlik Köprüsünü" inşa ediyorlar. Bu süreci ve köprünün yaşamını anlatan bu belgeseli de mutlaka izlemelisiniz.
Panelden edindiğim en önemli gözlemim, 1968 yılında oldukça az olanaklara rağmen köprü yapmak, gidip depremde yıkılan evleri onarmak gibi öğrencilerin günümüzde çekindiği işlerde bizzat çalışarak, halkla bütünleşen bir gençlik var. Belki günümüzde de gençliğin bu etkileşime girmesi gerekiyor. Bir de o dönemin eğitim sistemindeki Köy enstitülerini, doğrudan işin içinde meslek öğrenen mühendisleri unutmamak gerekiyor. Mühendislik imza atarak yapılan bir iş değildir, doğrudan yaşamın içerisinde halkla birlikte yaşanarak yapılan bir iştir, eğitimi de böyle olmalıdır.
Biterken Kardeş Türküler'den Asfur çalıyordu.
Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek
"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
Bu dizeler Sivas 93 oyununda söyleniyor. Bu oyuna dün akşam gittim. Ve unutulmaması gerekenleri tekrar tekrar hatırlattığı için, değerli insanların yüzlerini bize tekrar tekrar gösterdiği için bu oyun izleyen çoğu kişi gibi beni de etkiledi. Umut var, unutmadığımız sürece, hatırladıkça ve doğrularımız için yaşadıkça umut var diyor insan. Evet bu yangın yerinde yaşamak zor, ama yaşamak görevdir bu yangın yerinde insan kalarak. Eğer bu oyun sizin şehrinize uğrarsa ne olursa olsun gidin izleyin, unutmak üzere olduklarınızı, hiç öğrenmediklerinizi size tekrar anlatacaktır.
Cumartesi günü dedim, Cuma gününü anlattım :) Konu oraya yöneldi.
Cumartesinin güzel olması izlediğim bir belgesel ve o belgeselin yaratıcılarının katıldığı bir panel sayesinde oldu. Yine bir insan duyarlılığı, umudu görüp ben hiç bir şeyi yanlış yapmıyorum diyebildim. Yalnız değilim en azından diyebildim (yalnız olmadığımı biliyorum, arkadaşlarım alınmasınlar :D )
Bu belgesel bir 68 belgeseli. 1968 Yılında o kuşaktaki mühendislik öğrencileri Boğaziçine, İstanbul'a yapılacak köprüye karşı çıkıyorlar. Bu karşı çıkışlarında, tek köprünün yetmeyeceği bu köprünün yeni köprülere yol açacağı ve tamamen kapitalist petrol tekellerinin işine yarayacağı söylemi egemen. Ve temel savundukları düşünce Türkiye'nin doğusunda da batısında da eşit yatırım yapılması gerektiği. Bu yüzden bir göreve kalkışıyorlar, Hakkari Zap suyu üzerine, tamamen sembolik olarak seçilen bu yere "Devrimci Gençlik Köprüsünü" inşa ediyorlar. Bu süreci ve köprünün yaşamını anlatan bu belgeseli de mutlaka izlemelisiniz.
Panelden edindiğim en önemli gözlemim, 1968 yılında oldukça az olanaklara rağmen köprü yapmak, gidip depremde yıkılan evleri onarmak gibi öğrencilerin günümüzde çekindiği işlerde bizzat çalışarak, halkla bütünleşen bir gençlik var. Belki günümüzde de gençliğin bu etkileşime girmesi gerekiyor. Bir de o dönemin eğitim sistemindeki Köy enstitülerini, doğrudan işin içinde meslek öğrenen mühendisleri unutmamak gerekiyor. Mühendislik imza atarak yapılan bir iş değildir, doğrudan yaşamın içerisinde halkla birlikte yaşanarak yapılan bir iştir, eğitimi de böyle olmalıdır.
Biterken Kardeş Türküler'den Asfur çalıyordu.
Mutlaka okunması gereken GNU/Linux yazıları
Şu adreste GNU/Linux ile ilgilenen herkesin mutlaka okuması gerektiği makaleler, yazılar ve kitaplar var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)