Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İnsanlığın Üst Versiyona Geçişi

Yeni bir evrimsel döneme zorlanıyoruz—teknoloji hızlanıyor, sınırlar ortadan kalkıyor, kimlikler yeniden şekilleniyor.

İnsanlar robotlardan, şirketlerden, hükümetlerden daha hızlı evrimleşiyor.



İnsanlar her zaman araçlarından daha hızlı adapte oldular. 

  • Ateşin ne olduğunu anlamadan önce ateşi kullanmayı öğrendik.
  • Dalgaların nasıl çalıştığını bilmeden önce okyanuslarda yelken açtık.
  • Bilinci anlamadan önce bilgisayarlar inşa ettik.

Ve şimdi, başka bir sınırın eşiğindeyiz—yapay zekaya karşı değil, onunla birlikte.


Yapay zeka insanlığın yerini almıyor ama insanlığı güncellenmeye zorluyor.

İşin bir yere ait olmaktan çıkmasıyla dijital göçebeler olduk, kariyerler bir ülkeye ait olmaktan çıktıkça küresel yetenekler haline geleceğiz. Ve sonunda, hayatlarımızı sınırların çok ötesinde tasarlayan evrensel göçebeler olacağız.


Yeni Bir Kimliğe İtiliyoruz

Bu çağda, eski tanımlar artık işe yaramıyor.

“Çalışan” kavramı anlamını yitirmekte.

“Ofis” bir müze parçası olma yolunda.

“Kariyer yolu” ise bir sorgulanmakta.


Bunun yerine ortaya çıkan şey yeni bir insan arketipi:

Uyarlanabilir Geliştirici


Yapay zekâya karşı değil, onunla birlikte evrimleşen kişi.

Yeni araçları hızla öğrenir.

Güçlü yönlerini makinelerle geliştirir.

Korkusuz, meraklı kalır.


Bu uyarlanabilir zihniyet, insanları yenilmez kılan şeydir.

Robotlar yükseltmelerle gelişir.

İnsanlar hayal gücüyle gelişir.


Yapay zekâ hesaplayabilir, tahmin edebilir, simüle edebilir.

Ama siz seçebilir, yaratabilir, yeniden tanımlayabilirsiniz.


Ortak Yaratım Çağına Giriyoruz

Gelecek şudur: İnsanlar + Yapay Zekâ, çözülmemiş her probleme karşı.


  • Uzay yolculuğu.
  • Enerji krizleri.
  • Yeni uluslar.
  • Okyanus yerleşimleri.
  • Mikro nükleer.
  • Etik Yapay Zekâ.
  • Küresel yetenek hareketliliği.


İnsan evriminin yeni neslini birlikte tasarlayacağız.


Peki… Yapay Zeka İşimi Elimden Alacak mı?

Hayır.


Ama şunları alacak:

  • eski varsayımlarınızı,
  • öğrenme korkunuzu,
  • istikrarla olan rahatlığınızı,
  • kariyerinizin sabit olduğuna dair inancınızı.


Ve karşılığında size şunları verecek:

  • hız
  • yaratıcılık
  • yeni fırsatlar
  • yeni küresel hareketlilik
  • taşınabilir, dayanıklı ve sınırsız bir kariyer


Yapay Zeka işin sonu değil, daha büyük bir şeyin başlangıcı.


Sonra Ne Olacak?

Yazının orijinali için:

The Human Upgrade - Ikarus Career




DNA'da Kitap

Geçenlerde bir haberde görmüştüm: DNA'ya kitap kopyalanmış. Haberde nasıl yapıldığına dair hiçbir bilgi yoktu. Tahminim; adenin, timin vb. bileşenleri kullandıkları yolundaydı. Ama tabii DNA yapısını bilmediğim ve bu çalışmalardan haberim olmadığı için çok fazla fikir yürütememiştim.
Bugün bilim.org sitesinde bir yazıya rastladım. DNA dijital veri deposu olarak ele alınıp, 1 gram DNA'ya 700 terabayt veri kaydedilmiş. Günümüz veri depolama yöntemleri için gerçekten önemli bir gelişme. Bu veri, 14336 adet 50 GB'lı blueray diske sığabilir. Bir diğer özelliği de verinin uzun süre kalabilmesi.
Merak edenler için, bu işlemin nasıl yapıldığına dair yazıda genel bir bilgi var.
1 Gram DNA içine 700 Terabayt Veri Kaydedildi

Çevrimiçi Bilgisayar Bilimleri Ders Siteleri

Son zamanlarda özellikle gözde amerikan üniversitelerinin artan bir yönelimle çevrimiçi derslere yoğunluk verdiğini gözlemliyorum. En çok bilinen MIT tarafından sunulan OpenCourseWare hizmetine doğrudan görüntülü, etkileşimli ders olanağı sunan yeni siteler de ekleniyor. Ben de özetle bunları bir paylaşayım dedim.

Bunlar gözüme çarpanlar. Ayrıca kapsamlı listeler incelenerek, sadece bilgisayar bilimleri değil bir çok alandaki çevrimiçi dersler de incelenebilir.

Güncelleme: TÜBA tarafından Açık Ders Malzemeleri de sunuluyor: http://www.acikders.org.tr/course/index.php

Bağlantılar
İngilizce
http://www.openculture.com/freeonlinecourses
http://www.openculture.com/2006/10/university_podc.html
http://oedb.org/library/beginning-online-learning/200-free-online-classes-to-learn-anything
http://education-portal.com/articles/Universities_with_the_Best_Free_Online_Courses.html
http://www.onlinecollegeclasses.com/
http://academicearth.org/
http://www.khanacademy.org/
http://ocwconsortium.org/
http://www.openscience.org/
Türkçe
http://yunusemre.anadolu.edu.tr/
http://www.megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/
http://uzaktanegitim.meb.gov.tr:8050/
http://kursiyernet.meb.gov.tr/kursiyer/
http://internettv.meb.gov.tr/
http://www.acikders.org.tr/
Kitaplar-Kaynaklar

http://ebooksgo.org/
http://freescience.info/

Hep Aramızda Olacaklar!

Güney Gönenç'i yitirdik bir süre önce. Pek duyan oldu mu bilemem. Nereden tanırsın derseniz de TBD başkanlığı yaptığını bilmezden önce "Hep Aranızda Olacağım Frederic Joliot-Curie'nin Yaşamöyküsü" kitabını okumuştum. Öldükten sonra öğrendim TBD başkanlığı yaptığını. Güzel insanlar güzel şeyler yapmaya çalışırlar, bize de onları okumak, bir şeyler öğrenmek, nedense onların değerini öldükten sonra anlamak düşer.

Hep aranızda olacağım kitabı, benim için oldukça değerli bir kitap (içeriği kadar bir arkadaşımın doğum günümde hediye etmesi de cabası). Doktora sürecimde arkadaşlarımla tartıştığım bilim ne için, kimin için, nereye kadar sorularına bir nebze olsun yanıtlar vermemi, kendimce kafamda bir bilim-bilim insanı portresi oluşturmamı sağlayan kitaplardandır. Bilim insanı nasıl olmalıdır - özellikle bence - sorusuna yanıt arayanlar varsa edinsinler ve okusunlar bu kitabı. Örnek bilim insanlarından birini - ve hatta bir kısmını - en azından öğreniyorsunuz. Günümüzde bu değerlerin ne kadarı kaldı bilinmez ama insanlık eninde sonunda insanı ve insanlığı değerli kılan dönemleri tekrar yaşayacak, buna dair umudum sonsuz.

Tarihte Bilim Mühendislik

Tarihte Bilim ve Mühendislik hakkında etkinlik 10 Mart 2010 tarihinde Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonunda. Panel Saat 15:30'da başlayacak.

Bilimsel özgür yazılımlar CD'si

Openoffice sayfasına baktığımda bu ayki NTV Bilim dergisinin bilim ile ilgili özgür yazılımlar CD'si verdiği haberini gördüm. CD içinde şu yazılımlar var:
  • OpenOffice.org
  • Stellarium
  • Celestia
  • Boinc
  • Avogadro
  • NASA World Wind
  • SimECG
  • Octave
  • Gretl
  • JabRef
Kaynak: http://www.ntvbilim.tk/programlar/ntv-bilim-ozgur-yazilim-cdsi

Bilim Ve Teknik

Bilim ve Teknik Dergisi: Türkiye'nin bilim alanında en saygın kurumu olan Tübitak'ın, 1967 yılından beri çıkartmakta olduğu eşsiz bir bilim kaynağı... Dergi olmanın ötesinde, sosyal anlamda bir yayının, toplumu taşıyabileceği en iyi yerlere taşımaya gayret eden bir platform... Ama korkarım ki artık bu tanımların sonuna geçmiş zaman eki getirmek gerekiyor. Çünkü Türkiye'de hayatın her alanına yayılma amacındaki gerici zihniyet sonunda Bilim ve Teknik'e de el attı. 

Bu müdahale de, diğer bütün müdahaleler gibi ani bir tepki ile karşılaşılmak istenmediği için aniden olmadı. Önce 2008 yılında Tübitak yasası ile bu kurumun özerkliği yok edildi. Sonrasında da eski kadrolar yavaşça tasfiye edildi. Kendileri ile aynı zihniyette insanları bu kurumun başına getirdiler.

Sonra 2009 yılının ilk ayında derginin tasarımı ve yazarları büyük ölçüde değişti. Yıllardır dergiyi takip eden insanlar tepki gösterdi ama seslerini duyuramadılar. Ve şimdi de son darbe vuruldu: Bilim yayınları alanında Türkiye'nin lokomotifi olan bu dergi, bilimsel çalışmaların lokomotifi sayılabilecek bir konuda sansürlendi. Darwin ve Evrim Teorisi...

Bir bilimsel dergi, sessiz sedasız bir şekilde ancak böyle yok edilebilir...

Bağlantılar:



Vaka analizi nedir?

"Case study" kavramını bir yerlerden duymuşumdur; ancak bu kavram karşıma "Vaka analizi" olarak çıkınca ve bu analizi yapmam istenince tam olarak ne yapmam gerektiğini kestiremedim. Aslında o an bunu "case study"'e karşılık geldiğini bile anlayamadım. Anlasam farkedermiydi, hayır.

Burada kendi adıma iki sorun var: Birincisi neden "case study" nedir biliyorken, "vaka analizi" deyince anlayamadım? İkincisi benim eğitimim boyunca "vaka analizi" olarak nitelenen bu çalışma biçimi üzerine neden
hiç çalışmadık?

Farklı bir çalışma şekli olan vaka analizini doğru yapabilmek için belli bir yöntemi izlemek, incelenen olay üzerinde yorum ve tartışma yaparken şu başlıklara yanıt aramak gerekiyor:

  • Sorun nedir?
  • Sorunu etkileyen faktörler neler?
  • Çözüm yaklaşımı nedir?
  • Alternatif çözümler neler olabilir?Hangi çözüm, niçin?
  • Sonuç

Konu ile ilgili olarak şu bağlantıyı da okuyabilirsiniz.

Bilimin Efendisi

Geçmişten günümüze; insanlık için yapılanlarla, bilim aracılığıyla insanlık için yapılabilecekler arasında uzaklık çok daha genişlemiştir. Bilim artık bilim adamı için de umut verici ve yararlı birşey olmaktan çok giderek daha yararsız ve yıkıcı olarak görülmektedir.

Bilimin karmaşık hale gelmesiyle birlikte maliyeti o kadar yükselmiştir ki, ancak hükümetler yada tekellerin desteğiyle ilerleyebilmektedir; ki bu destek çoğunlukla askeri amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla verilmektedir. Bilimi bağımlı hale getiren bu koşullar, parayı ödeyenin amaçları doğrultusunda bilim üretimini zorunlu kılıyor. Hedef askeri bilim olunca, gizlilik ilk şart oluyor.

Özgür araştırma, özgür yayın gibi eski kavramlar yok olurken; üretilen bilim, parayı verenin istediği yönde değilse, araştırma fonlarından da mahrum bırakılıyorsunuz. Akademik çevrelerde ilerleyebilmenin ön koşullarından biri de, istenilen bu hedeflerin peşinde koşmak; hiç bir şekilde durumu eleştirmemekten geçiyor. Bilimsel araştırma ve akademik görevler için neredeyse bağlılık yeminleri etmek ve politik sınamalardan geçmek zorunda kalıyoruz. Ancak bu yapıyı kabul edenler "saygın" birer bilim adamı olabilir ve yüksek görevlere getirilirler. Bugün bilim, akademik çevreler içinde hapsolmuş; ancak pratikte kar sağladığı yada öldürücü silahlar üretebildiği sürece varolmasına izin verilen bir olgu haline gelmiştir[4].

Özgür yazılım kavramının "solcu" görünmesinin nedeni de bununla ilişkili olabilir. Özgürlük, paylaşmak ve ilerlemek; bu kavramlar anlam olarak iyi şeyleri akla getirse de bugünkü pratikte, açık açık söylenmese de, çoğunlukla kötü ve tehlikeli çağrışımlar olarak görülüyorlar.

Oysa bilimin efendisi olacak toplum, önce bilime ve bilim ile uğraşana saygı duymalı, bilim adamına öncelik vermeli sonra bilimi hayatının parçası olarak görmeli.
"Kendilerini bilimsel çalışmalara adayabilecek kadar şanslı olanların bilgilerini insanlığın hizmetine sunmada kimseden geri kalmamaları, en önde gelmeleri gerekir." (Paul Lafargue)

Son 25 yılın uluslararası bilimsel dökümüne göre Türkiye dünya bilimine yüzde 1'lik bir katkı bile yapamamış[5]. Biz yeteri kadar çalışmıyor muyuz, yoksa çalışıyoruz da boş işlere mi çalışıyoruz. Yanlış, boş hedefler mi koyuyoruz, yada hiç hedef bile koyamıyor muyuz? Etkililik ve etkinlik; her ikisinde de sorunlarımız olduğu görülüyor. Konuyla ilgili olarak "Öğretim Üyesi ya da Bilim İnsanı Kimdir?" başlıklı yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Bugün bilim teknolojiye indirgenmiş bir haldedir. Öyleyse “bilim”, veya var olan alt yapı mekanizması için neredeyse eş anlamlı olarak kullanabileceğimiz “teknoloji” nedir sorusu tekrar cevaplanmalıdır. Teknoloji bilimin yeni teknikler araştıran ve var olan teknikleri inceleyen koludur. Teknoloji emeğin üretkenliğini arttırır ve gelişen teknoloji, bir işin, işçi tarafından daha az emek gücü sarf edilerek yapılmasına olanak verir. Problem bilimin neredeyse tek bir koluna yani teknik-bilime indirgenmiş olmasındadır.

Görülüyor ki bugün bilimin efendisi, sistemin gerektirdiği gibi sermaye ve sermayeye sahip olanlardır. O halde biz ne yapabiliriz?

Bilimin gelişmesinde iki önemli etken var: İlk olarak bilim, insanların en temel gereksinimleri olan yiyecek, giyecek ve barınma ' yı sağlayacak üretim ve ulaştırma araçlarını sağlayacak; ikinci olarak da bilim, paranın ve tekellerin gösterdiği hedeflerden kurtularak günlük yaşamın bir parçası, halkın uğraşı haline gelecektir[4].

Sistem kapitalizm de olsa, başlangıç "Üretim" den geçiyor. Verimli üretim ise bilimin yol göstermesiyle sağlanabilir. Üretimi az olan ülkemizde, yaşam dışa bağımlı, yani dışarda üretileni tüketmek üzerine kurulu hale geldi. İthalat'ın artışı da bundan, üretmeden tüketmekten kaynaklanıyor.

Kayda değer bir üretimi olmayan birey ve toplum, varolan düzen içerisinde ancak figuran olabiliyor. Başrol oyuncuları ise, sistemin çalışmasını sağlayan çarklar. Burada üç seçenek çıkıyor karşımıza: Ya sağlam bir çomak olup gireceksin çarkların arasına ve kırılmayacaksın; ya sistemin en iyi oyuncularından biri olarak kritik bir çark olup, senin gibi olan diğer çarklarla beraber çalışarak sistemi sen isteyince bozacaksın, ya da yeni düzen için çarklardan birinin kırılıp bozulmasını bekleyeceksin.

Sadece düşünmek ve konuşmakla bir çomak olup da birşeyleri düzeltmek şimdiye kadar pek mümkün olmamış. Ki yıllar öncesinden şöyle özetlenmiş bu durum: "Filozoflar dünyayı değişik şekillerde yorumlamakla kaldılar oysa önemli olan dünyayı değiştirmekti. (K.Marx)"

Birey için esas olan üreten bir çark olmak; bir başka deyişle sistemin en iyi oyuncularından biri olmaktan geçiyor. Sonra çarkların birlikteliği önem kazanıyor. Bunun için de herşeyden önce yapılmış olanların nasıl ve neden yapıldığını incelemek yoluyla varolan sistemi çok iyi anlamak gerekiyor.

Burada Diyalektiğin yasaları tam olarak anlam bulur: “niceliğin niteliğe dönüşümü","Yadsımanın Yadsınması" ve "zıtların iç içe geçmesi" yasaları varolan sistemi anlarken yol gösterici olabilir:

“Yadsıma” sadece bir şeyin yok olması, başka bir şeye dönüşerek ölmesi anlamına gelir. Örneğin insanlık tarihinin ilk dönemlerinde sınıflı toplumun gelişmesi, daha önceki sınıfsız toplumun yadsınmasını temsil ediyordu. Yadsımanın yadsınması yasası yalnızca bir sistemin doğarken başka bir sistemi yok olmaya ittiğini söyler.

“Zıtların iç içe geçmesi” yasası, değişim süreçlerinin çelişkiler sayesinde, tüm doğal ve toplumsal süreçlerin içinde gömülü olan farklı unsurlar arasındaki çatışmalar sayesinde ortaya çıktığını söyler.

“Niceliğin niteliğe dönüşümü" Bir şeyin yapısı değişmediği zaman, nicel bir değişiklik vardır (su örneğinde ısının bir derece değişmesi, bir yapı değişmesi olmadığı gibi). Ama şey, yapısını değiştirirse, yani şey başka bir şey olursa, buradaki değişme nitel değişikliktir. Öyleyse görüyoruz ki, şeylerin evrimi sonsuzcasına nicel olamaz; şeyler dönüşürken, sonunda, nitel bir değişikliğe uğrarlar: Nicelik, nitelik haline dönüşür.[1]"

O halde şimdi yapmamız gereken üretimin şeklini ve amacını belirlemek, sonra beraber çalışıp, üretmek:

"İnsanlar, her biri bilinçli olarak istedikleri kendi amaçlarını izleyerek, bu tarih nasıl bir biçim alırsa alsın, kendi tarihlerini yaparlar, ve işte bu başka başka doğrultularda etki yapan sayısız iradenin ve bunların dış dünya üzerindeki çeşitli yankılarının bileşkesi, tarihi oluşturur. Öyleyse burada da önemli olan sayısız bireyin ne istediğidir. İrade, tutku ile ya da düşünme ile belirlenir. Ama, kendileri de doğrudan tutkuyu ya da düşünmeyi belirleyen araçlar çok değişik niteliktedir. … Öte yandan, … etkin insanların beyinlerinde hangi tarihsel nedenlerin bu güdülere dönüştüğünü kendi kendine sorabilir insan.(F. Engels)"[1]

Engels, toprağın verimliliğinin düşmesi teorisine karşı çıkıyor; "Toprağın büyüklüğü sınırlıdır, bu doğru. Ancak bilimin ilerlemesi sınırsızdır ve hiç değilse nufüs artışı kadar hızlıdır. Tarımın ilerlemesi kimyaya çok şey borçludur.
Bilim kendisini en az nüfus kadar çoğaltır: Nüfus en son kuşağın sayısına oranla artar; bilim ise en son kuşak taafındankendisine miras olarak bırakılan toplam bilgi miktarına oranla ilerler ve dolayısıyla en olağan koşullarda geometrik dizi içinde gelişir - öyleyse nedir bilim için olanaksız olan?"


Birkaç söz:

Thomas Edison:
"Deha yüzde 1 esinlenme, yüzde 99 ise terlemeden ibarettir".

Goethe:
"Kişinin bilmediği ya da hiçbir şekilde fikrinin olmadığı düşünceler gece kafasının labirentlerinde dolaşır."

Poincare:
"Mantığımızla kanıtlar, içgüdülerimizle yaratırız." Geometri ya da herhangi bir başka bilim için salt mantıktan daha fazla şeyler de gerekir. İçgüdü dışında da bunu tanımlayabilecek başka bir sözcük yok".

Plato:
“İhtiyaç, buluşun anasıdır.”


Kaynaklar:

[1]http://www.anlikhaber.net/site
[2]http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=22669
[3]http://www.tubav.org.tr/dergi.php(Ortaş, İ. (2004). Öğretim üyesi ya da bilim insanı kimdir?. PiVOLKA, 3(12), 11-16.)
[4]Marksizm Ve Bilim ( J. D. Bernal )
[5]http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=7917417