Göçmen

akdenizde bir balıktım bir zamanlar,
denizin kumu yastığım.
yanımda asi, durmaz terse akar,
sırtımda medeniyetlerin evi, mezopotamya.

birgün yürüdüm gittim batık kente, egeye.
yeni yetme bir evlat, okulumuz hayat.
sanki hep ordaydim, hep kalacaktim,
egenin denizi ve yeşili.

bir baktım bozkırdayım, soğuk ve sert,
bense hala denizin tuzu üzerimde,
görevim dik durmak,
yanımda birkaç dost.

iki kıtanın arasına geldim sonra,
dünya halkları buluşmuş burada,
herşey yakın, herşey uzak,
herkes yanında, kimse yanında değil.

bir balık yada bir insan,
ne farkeder gelip geçici hepsi,
izimi süremeyecekse sonradan gelen
ve bir oltaya takılıp gideceksem.

Vaka analizi nedir?

"Case study" kavramını bir yerlerden duymuşumdur; ancak bu kavram karşıma "Vaka analizi" olarak çıkınca ve bu analizi yapmam istenince tam olarak ne yapmam gerektiğini kestiremedim. Aslında o an bunu "case study"'e karşılık geldiğini bile anlayamadım. Anlasam farkedermiydi, hayır.

Burada kendi adıma iki sorun var: Birincisi neden "case study" nedir biliyorken, "vaka analizi" deyince anlayamadım? İkincisi benim eğitimim boyunca "vaka analizi" olarak nitelenen bu çalışma biçimi üzerine neden
hiç çalışmadık?

Farklı bir çalışma şekli olan vaka analizini doğru yapabilmek için belli bir yöntemi izlemek, incelenen olay üzerinde yorum ve tartışma yaparken şu başlıklara yanıt aramak gerekiyor:

  • Sorun nedir?
  • Sorunu etkileyen faktörler neler?
  • Çözüm yaklaşımı nedir?
  • Alternatif çözümler neler olabilir?Hangi çözüm, niçin?
  • Sonuç

Konu ile ilgili olarak şu bağlantıyı da okuyabilirsiniz.

IBM'in Tahammülsüzlüğü

IBM'de başlayan sendikalaşma mücadelesinde ön saflarda olan iki çalışanı işten çıkarıldı. Bununla ilgili duyuru:

"Sevgili dostlar,

IBM sendika temsilcileri bizler "Nedim Akay" ve Elvan Demircioğlu" Pazartesi ve Salı günü sırayla işten çıkarıldık.

Çıkarılma ile ilgili sizlere hem Elvan ve hem de kendi adıma söyleyeceğim tek şey; "BİZLER DOĞRU ŞEYLER YAPIYORMUŞUZ".

Davamıza olan inacımız pekiştiren bu işten çıkarılma için sizlerden beklediğimiz destek; Örgütlenmemizin tüm Bilişim sektörüne genişlemesine yardımcı olmanız, mail gruplarınıza, facebook gruplarınıza BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE ÖRGÜTLENME VAR mesajını göndermeniz, EMO toplantılarını ve planladığımız panellerin geniş kitlelere duyurulmasına yardımcı olmanız.

Ve elbette izleyici olmaktan katılımcı olmaya geçmeye gönüllü olmanız.


Sevgi ve saygılarımla,
Nedim Akay
Eski:) Bilişim Çalışanı"

Yazılım Patentlerine Hayır!

Avrupa Birliği kapsamında getirilmeye çalışılan yazılım patent yasası, Amerika'daki kötü örneklerde olduğu sorunlar yaratabilir, yaratacaktır. Bunu önlemek için Avrupa Birliği ve üyelerindeki yasa koyucuların dikkatini çekmek üzere “Stop Software Patents” isminde bir web sitesi destekçilerin imzasını topluyor. Sitenin hedefi kaygılı Avrupalıların, kurumların ve şirketlerin sesini birleştirmek ve Avrupa'daki politikacıların yasamadaki düzenlemelerle yazılım patentlerini durdurmaları yönünde çağrı yapmak olarak açıklanmış.
Sitede patent sisteminin bazı kesimlerin ekonomik yararını sağlamaya yönelik olarak rekabeti önleyen ve yenilikçiliğe katkıda bulunmayan bir şekilde kötüye kullanıldığı açıklandıktan sonra yazılım pazar ortamının yazılım patentleri olmadan çok daha iyi olacağı vurgulanmış. Sağlıklı rekabetin ayrıca pazardaki oyuncuları yenilikçiliğe zorlayacağı belirtilmiş.
Avrupa mahkemesinin kararları hala demokratik kontrolden uzak ulusal patent ofisleri ve Avrupa Patent Ofisi (EPO) tarafından verilen yazılım patentlerinin doğruluğunu kabul etmektedir. Bu ofisler bu patentleri vermeye devam ettikleri gibi, onlara yönelik kulis çalışmaları da yapmaktadır. Şu anki patent sisteminin içinde bulunduğu derin krize rağmen, kolay verme politikalarıyla Avrupa iş faaliyetlerini riske atamıyor ve reform yapamıyorlar.
2005 yılında komisyon, Avrupa'nın küçük ve büyük ölçekli şirketleri - Avrupa'daki yenilikçiliğin ana gücü - yerine büyük uluslararası tekellerin çıkarlarını destekler olmuştur. Avrupa Parlamentosu yazılım patenti yönergesini sonunda red etmiştir, ancak yasal girişimler ve düzenlemeler için hakkı yoktur.
Sitede ayrıca çok sayıda bilimsel ve ekonomik çalışma yazılım patentlerinin olmamasını doğruladığı söylenmektedir. Yazılım yazarlarının telif hakkı yasalarıyla hali hazırda korunduğu, bu şekilde diğer geliştiricilerin aynı alanda sağlıklı bir rekabet altında yenilikçi bir şekilde geliştirme yapmalarının sağlandığı, ancak bu korumanın yazılım patentleriyle zayıflatıldığı ifade edilmiştir. Herhangi bir ihlalin farkında olmadan yazılım patentlerini çiğnemenin oldukça kolay olduğu günümüzde, yazılım şirketleri yenilikçilik için patent sistemini kullanmaz ve ihtiyaç duymazlar. Üstüne üstlük “şüpheli” bir şekilde verilmiş olan patent sahiplerinden korunmaları gerekir. Yazılım patentleri yasal amaçlarından sapmaktadır. Yazılım üzerindeki patentler yenilikçiliğin zarar gördüğü davaların açılmasına neden olmakta, demokratik doğrulama düzenekleri bozguna uğramaktadır. Yazılım üreticileri araştırma ve geliştirmeye ayıracakları emek ve zamanı; bürokrasi, davalar, ve yazılım hakkında verilmiş şüpheli iddiaları atlatmaya harcamaktadır. Yazılım patenti sahipleri, bazıları yazılım bile üretmeyen kişiler, pazar üzerinde adil olmayan bir kontrol için yöntemler sağlamaya çalışmaktadırlar. ABD'de yazılım patentlerine dayanarak açılmış olan milyarlarca dolarlık davalar var, ve bu davalar sadece yazılım şirketleri arasında değil ayrıca diğer şirketlere yönelik olarak da sadece web sitesine sahip oldukları için (bu Avrupa'da da olmaya başlamıştır) açılmıştır. Avrupa'da bu hatadan kaçınmak gerekir.
Özetle bu dilekçe bağlamında yasa koyuculardan beklentiler şu şekildedir:
-herhangi bir yazılım patentini yoksaymak için gereken bağımsız ve sürekli patent yasası için gereken ulusal yasal düzenlemeleri gerçekleştirmek
-programlama aygıtları üzerinde çalışan yazılımlar tarafından ihlal edilebilecek patentler üzerindeki tüm verilmiş hakları geçersiz kılmak
-bu kuralların Avrupa düzeyinde, Avrupa Patent Konvansiyonuda dahil olmak üzere, yayılmasına yönelik çaba göstermeleri
Dilekçenin Adresi: http://stopsoftwarepatents.eu/

Kaynak : http://www.bilisim.emo.org.tr/

Tellico: Kolleksiyon Yönetimi Aracı

Bilgisayarımda Ubuntu'yu tek başına kullanmaya başladığımdan beri; bir çok sorunla karşılaşsam da(lafı gelmişken bu sorunlarının çoğunu çözmeme yardımcı olan Emre'ye teşekkürler :) ) neden GNU-Linux'a geçiş için bu kadar geç kaldığıma hayıflanır oldum. Çünkü daha önce Windows'ta bulamadığım veya crack, seri numarası ve benzer bir çok şeyle uğraştığım yazılımları özgür yazılım felsefesiyle daha kolay buluyor ve kullanabiliyorum.

Bunlardan biri de: Tellico. Kullanımı rahat ve gereksinimleri karşılayacak bir kütüphane programı yıllarca bulunacak veya kodlanacak listemdeydi. Paket yöneticisinde kısa bir aramadan sonra bulduğum Tellico'yu hemen yükleyebildim.

Bu sadece bir kitaplık programı değil; video, müzik, pul, bozuk para, kart, şarap koleksiyonlarının da oluşturulabildiği hatta kendi özel koleksiyonlarınızı yapabileceğiniz bir program.

Yeni girdi yaratın(Ctrl+N) diyerek seçilen kolleksiyon türüne özgü bilgi alanlarını doldurarak kayıt ekleyebiliyoruz.

Güzel bir tarafı Koleksiyon menüsünden koleksiyon alanları(Ctrl+U) kısmına giderek bu alanları düzenleyebilmek ve gerekirse yeni bir alan girmek. Bu alanların tipini; metin, paragraf, sayı, URL veya tablo olarak belirtebiliyor ve bu alanları gruplandırabiliyoruz.

Menünün altında sağ taraftaki kısım ile var olan kayıtlar arasında alan veya metin bazında filtreleme de yapabiliyoruz.


Çok hoşuma giden bir özellik de internet üzerinden veri kaynaklarına bağlanarak internet araması(Ctrl+M) ile arama yapmak ve bulunan girdiyi koleksiyonumuza ekleyebilmemiz. Ayarlar menüsü Tellico'yu yapılandır biriminden yeni veri kaynaklarını ekleyebilmeye de olanak sağlıyor. Örneğin imdb.com'a bağlanarak aradığımız bir filmi bulabiliyor ve koleksiyonumuza ekleyebiliriz.(Bakın; aşağıdaki resim)



Bütün bunlar özelliklerin bir kısmı; geniş bilgi için: Tellico Rehberi(İngilizce)