Sığacık Akkum Sahili

İzmir' e gidince en öncelikli şey yüzmek oldu. Bugünlerde bir dizinin çekimlerinin de yapıldığı, geçen sene farklı bir koyunda (Teos-Ekmeksiz) çadır kurduğumuz Sığacık'a gidelim, aklımıza neresi eserse orada yüzelim dedik. Yolumuz bizi Akkum'a götürdü.

Üçkuyulardan Seferihisar dolmuşuna binin(3.5 ytl). Seferihisar otogarında inin Akkum dolmuşuna binin (1.2 ytl). Büyük Akkum'da inin.

İki farklı plajı var buranın, Büyük ve Küçük Akkum. Küçük olan daha az rüzgar alıyor, o nedenle hemen özel sektör el atmış, giriş paralı. Büyük Akkum ise daha geniş bir sahile sahip ama biraz rüzgarlı, hatta biz gittiğimizde küçük çaplı bir kum fırtınası vardı :)

Sahili güzel, rahatsız edici bir insan kitlesi yok. Rüzgara rağmen su çok temizdi ve kayalık oranı çok az. Rüzgar sörfü yapılabiliyor, biz üç örneği izledik. Fotoğraflar da gerisini anlatır sanırım.


















2007de RFID hayatın neresinde?

RFID'nin yararları ve zararları üzerinde tartışılırken, o hayatın içine girmeye devam ediyor. Bizim ülkemizde çok da karşımıza çıkan bir teknoloji değil belki ama, rfidgazette RFID'nin bu yıl nerelerde karşımıza çıkacağını 15 madde ile özetlemiş:

  1. Robot ile Pişirme: Vita Craft Robotic Cookware firması, pişirme evrelerini izlemek ve en zor tarifleri yeniden oluşturmak için tava saplarına RFID yonları yerleştirdi.

  2. Toplu Taşımacılık: Paso ve biniş kartlarında RFID kullanılacak.

  3. Taşınabilir tuvalet alarmı: Adco Dienste Holding firmasının "Toi-Toi" adını verdikleri taşınabilir tuvaletleri RFID ile izleniyor. Burada izledikleri sizin içerideki durumunuz değil, her bir tuvaletin konum olarak nerede olduğu.

  4. Gece klüpleri: Barcelona da bir gece klubü (VIP Baja Beach Club) müşterilerinin koluna giriş izni ve içeceklerini ödemeleri için RFID takıyor.

  5. Pasaportlar: Yeni pasaportlar gömülü RFID yongaları ile geliyor.

  6. Pasaport koruma sektörü: RFID yetkin pasaportlar birlikte güvenlik ile ilgili sorunları da getirdi. Bu sorunları çözmek için yeni bir sektör oluştu; koruyucu kılıflar, cüzdanlar ve RFID Guardian ve Smart Card Guard™ bunlardan bazıları.

  7. Kredi Kartları: Birçok kredi kartında artık manyetik şerit yerine RFID yongalar kullanılıyor. Sizin bilginiz olmadan bu yongalar farklı amaçlar için de kullanılabilir tabi.

  8. Mahremiyet: Avrupa birliği RFID kullanımında kişisel mahremiyete önem verse de, ABD halen üreticiyi korumaktadır.

  9. Öğrenciler izlenmeyecek: ABD hükümetinin tutumuna karşın, Senato'nun onayladığı yeni yasa, 2011 yılına kadar okullarda RFID kartları veya nakli ile takip işlemini yasaklıyor.

  10. Oteller: Müşterilere verilen RFID bileklikleri ile oda kapıları anahtarsız açılabiliyor, nakit ödeme yapma zorunluluğu kalkıyor v.b.

  11. Evcil hayvanlar: Havyanların takibinde de RFID kullanılıyor.

  12. İlaçlar konusunda karışıklık : İlaç kutularına yerleştirilen yongalar, satılan ürünlerin takibi ve kullanım sırasında gerekli bilgilerin edinilmesi gibi kolaylıklar sağlıyor.

  13. DVD takibi: DVDlerin RFID ile takibi, hangi filmelerin en çok izlendiği konusunda bilgi edinilmesini kolaylaştırmakta.

  14. Soyunma odaları: "Soyunma odalarındaki aynalarda, denediğiniz ürünün üzerindeki RFID yonga sayesinde, aldığınız ürünle ilişkili reklamlar görebileceksiniz.

  15. Bir iş edinin: RFID sektöründeki gelişmeler, bunları takip eden insanlar için yeni iş olanakları oluşturuyor.

Kaynak: http://www.rfidgazette.org/2007/06/15_surprising_w.html#more

Python Bağlantıları

Python ile ilgili yeni bağlantılar buldum;

Python ile ilgili günlük haberleri toplayan bir site : http://www.pythonlovers.com/
Guido van Rossum tarafından hazırlanan Python 3000 soru ve cevapları: http://www.artima.com/weblogs/viewpost.jsp?thread=211200
"ShowMeDo is about learning Open Source by watching it get done, the programming languages which build it, the tools that make those languages more productive and fun to use, and of course the software and applications that mark its achievements" :http://showmedo.com/

İzleyin, izletin

Sanırım IMDB'de bir film ile ilgili kişi yorumlarını okurken bulduğum bir listeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Amerikan Hollywood sinemasından daha başarılı yapımların olduğundan ve mutlaka izlenmesi gereken filmlerin varlığından bahseden bir liste. Ben de bu filmlerin bir kısmını izlemiştim. Geri kalan kısmı da yavaş yavaş izleyerek tamamlamaya çalışıyorum. İzlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı da elimden geldiğince paylaşmaya çalışacağım. İzlemediklerimle ilgili bir yorum yazmayacağım :) Elbette bu liste tam bir liste değil, ve bir kişi tarafından önerilen bir liste. Ama elbette kaliteli film izlemeye başlamak için iyi bir başlangıç olabilir. Bu arada sinema, film uzmanı falan değilim o şekilde davranmaya da niyetim yok. Naçizane fikirlerimi paylaşmaktan gayrı bir iddiam da yok. Yarın bir gün sen işte bu filmi önerdin çok kötüydü, ya da kendini ne sanıyorsun şeklinde yorumlar yazmayın üzülürüm :P

Shaun of the Dead (2004) (UK) : Bu film komik bir zombie hikayesi. Bir adamın günlük yaşamındaki değişimleri zombilerle birlikte izliyoruz. Filmi beğendim. Korku filmi değil, gerçekten güzel bir film. Film ile ilgili aklımda kalan en önemli şey Coupling izlerken de hoşuma giden İngiliz aksanı (gerçekten ingiliz aksanı mı bilmiyorum :) ).

Good Bye Lenin! (2003) (Germany) : Evet bu filmi mutlaka izleyin, duvarın yıkılması (elbette Berlin duvarı) ve onun sonucundaki olayların bir aile üzerindeki yansıması bence çok güzel yansıtılmış. Aklımda kalan evin kızının bir fast food lokantasında çalışmaya başlaması olmuş. Amerikan emperyalizminin etkisi daha güzel yansıtılamazdı :)

I'm Not Scared (2003) (Italy)

In July (2000) (Germany) : Bir yol ve aşk hikayesi. Hayatım boyunca beraber hayalini kurduğum iki şey. Ne yola çıkabildim ne de yolda aşık olabildim :) Bir de başrol oyuncusu bayanın güzelliği ve Fatih Akın'ın filminin böyle bir listede olmasının hoşuma gitmesinden bahsedemeden duramayacağım.

The Spanish Apartment (2002) (France/Spain)

Brotherhood of the Wolf (2001) (France)

Amelie (2001) (France) : İzleyin demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Güzel film, güzel müzikler. Ha bir de
Audrey Tautou :)

Monty Python and the Holy Grail (1975) (UK) Bunu henüz izlemedim, Monty Python's Life of Brian'ı izledim. Hoşuma gitmişti. Sanki o ingiliz aksanı bu filmlerde de var. Ne güzel :D

Lock, Stock and Two Smoking Barrels (1998) (UK) : Tipik bir Guy Ritchie filmi diyeceğim ama topu topu iki filmimi izledim adamın. Bu kadar çabuk genelleme yapılmaz. Bu filmde de Snatch'te de şiddet değişik bir şekilde değişik bir dille anatılmış gibi geldi bana. Hoşuma gitti bu iki film de. Tavsiye ederim. (İngiliz aksanı :P )

Run Lola Run (1998) (Germany) : Bu filmi henüz izlemedim. Ama hep Lilja 4 Ever ile karıştırıyorum (O film bayağı etkiledi beni :P ).

Trainspotting (1996) (UK) : Ewan McGregor'u Star Wars'tan önce burada izlemiştim. Ama Star Wars ile iyice sevdim kendisini. Bu film aynı Requiem For a Dream gibi bana farklı yaşamları göstermesi açısından hoşuma gitmişti. (Evet evet duygusal ve depresyona yatkınım bu yüzden bu tip delirtecek filmleri izliyorum)

Open Your Eyes (1997) (Spain) : Sanal gerçeklik üzerine değişik bir film. Bilim kurgu olduğu söylenemez. Duygularla ve insanın aklıyla ilgili. Rüya ve gerçek üstüne :)

The Devil's Backbone (2001) (Spain)

Nightwatch
(1994) (Denmark)

The Experiment (2001) (Germany) : Yeni izledim etkilendim. İnsanın erki eline geçirince neler yapabileceğini görmek açısından güzel bir film. Şiddet kullanıyor. Dayak, aşağılama ve öldürme. Gerçek hapishanelerin de bu şekilde olduğuna dair bir kuşkusu kalmıyor insanın.

Godforsaken (2003) (Netherlands)

Secret Things (2002) (France)

Common Wealth (aka La Comunidad) (2000) (Spain)

River (aka Joki) (2001) (Finland)

Live Flesh (1997) (Spain): Güzel bir Almodovar filmi. Aklımda kalan ise, yanlış zamanda yanlış yerde olmanın doğurabileceği sonuçlar :S

Amarok

Linux kullanmaya başladığımdan beri Gnome kullanırım. Ayrıca müzik dinlemek için her zaman XMMS kullanımını tercih eder(d)im. Bu alışkanlık Windows'taki winamp alışkanlığından kalmış olsa gerek. Son bir yıldır aktif olarak sadece Linux ve Gnome kullanıyorum. Bu süreçte çok farklı araçlar tanımaya başladım. Bunlardan en önemlisi sıkı bir KDE kullanıcısı olan Cumhur'dan öğrendiğim Amarok. XMMS hayranı biri olarak Amarok ile ilk karşılaştığımda uzun bir süre kullanmamıştım. Ancak last.fm ile tanışıp hızlı bağlantıyla radyo dinlemeye başlayınca Amarok'un last.fm desteği sayesinde Amarok ile ilişkilerim düzeldi. Ve şu an gnome kullanmaya devam etmeme rağmen Amarok kullanıyorum. Peki neden hala Amarok kullanıyorum derseniz işte süper bulduğum özellikleri:
  • Bir kere MusicBrainz desteği sayesinde adı tam olarak yazılmamış olan müziklerimin üst bilgilerini elde edebiliyorum.
  • last.fm desteği sayesinde dinlediğim parçalar last.fm'e yüklenerek oradaki müzik dinleme kişiliğim şekilleniyor.
  • Tüm müziklerimi tarayarak kolleksiyonlar ve albümler şeklinde sınıflandırması hoşuma gidiyor.
Bu özellikleri bana yetiyor. Tüm özelliklerini inceleyerek beğenirseniz, kullanmıyorsanız kullanmaya başlayabilirsiniz.

Last.fm kullanıcı sayfam